Yumurtalık kanserinin en sık belirtileri ısrarcı şişkinlik, karın ve kasık bölgesinde ağrı ya da baskı hissi, çabuk doyma veya iştahsızlık ve idrar sıkışmasıyla sık idrara çıkmadır. Bu şikâyetler tek başlarına çok yaygındır ve çoğunlukla iyi huylu nedenlere bağlıdır; önemli olan şikâyetin son bir yıl içinde yeni başlaması, ayda 12 günden fazla olması ve geçmemesidir. Böyle bir örüntü iki-üç hafta sürüyorsa jinekolojik muayene ve ultrasonla değerlendirilmelidir.
Şişkinlik, karnın alt kısmında dolgunluk, az yemekle doyma, sık idrara çıkma... Bu şikâyetler günlük hayatta çok yaygındır ve büyük çoğunluğunun nedeni kanser değildir. Buna karşılık yumurtalık kanseri, tam da bu silik ve sıradan görünen şikâyetlerle ortaya çıkar. Bu yüzden önemli olan belirtinin kendisi kadar, belirtinin nasıl davrandığıdır: ne zaman başladı, ayda kaç gün oluyor, geçip gidiyor mu, yoksa haftalardır neredeyse her gün sürüyor mu?
Bu yazıda yumurtalık kanseri belirtilerini tek tek ele alıyorum; hangi şikâyetin hangi özelliği taşıdığında değerlendirilmesi gerektiğini, risk faktörlerini, tanıda kullanılan muayene ve testleri, CA-125 testinin neyi gösterip neyi gösteremediğini ve yumurtalık kistinden nasıl ayrıldığını anlatıyorum. Amacım kaygı oluşturmak değil; hangi şikâyetin bir hekim değerlendirmesini hak ettiğini ve hangi durumda beklemenin sakıncası olmadığını netleştirmek.
Yumurtalık kanseri belirtileri nelerdir?
Yumurtalık kanserinde en sık bildirilen dört belirti şunlardır: ısrarcı şişkinlik, karın alt kısmında veya kasıkta ağrı ve baskı hissi, çabuk doyma ya da iştahta azalma ve idrar sıkışması veya sık idrara çıkma. Bu dörtlü, tanı konmadan önceki aylarda kadınların en çok tarif ettiği şikâyet grubudur ve bugün jinekolojide belirti değerlendirmesinin çekirdeğini oluşturur.
Bu dört başlığın yanında, tek başlarına pek dikkat çekmeyen ancak aynı dönemde ortaya çıktıklarında tabloyu tamamlayan birkaç şikâyet daha vardır:
- Karnın gözle görülür biçimde büyümesi; pantolonun, eteğin veya kemerin daralması
- Bağırsak alışkanlığında yeni başlayan ve devam eden değişiklik (kabızlık veya ishal)
- Hazımsızlık, bulantı, mide yanması benzeri şikâyetlerin inatçı hâle gelmesi
- Bel bölgesine vuran, künt ve sürekli bir ağrı
Bunların dışında daha seyrek görülen, çoğunlukla hastalığın daha ileri aşamalarında ya da kitlenin konumuna bağlı olarak ortaya çıkan bulgular da vardır. Onları karışıklık olmasın diye aşağıda ayrı bir başlıkta topladım.
Yukarıdaki belirtilerin hiçbiri yumurtalık kanserine özgü değildir. Aynı şikâyetler huzursuz bağırsak sendromunda, kabızlıkta, miyomda, iyi huylu yumurtalık kistlerinde, idrar yolu enfeksiyonunda, aşırı aktif mesanede, menopoz geçişinde ve besin intoleranslarında da görülür. Bir kadının bu şikâyetlerden birini yaşaması, hatta birkaçını birlikte yaşaması, büyük olasılıkla kanser dışı bir nedene işaret eder. Ayırt edici olan şikâyetin yeni, sürekli ve giderek belirginleşen bir hâl almasıdır.
Bir şikâyeti değerlendirirken üç soruyu birlikte sormak işe yarar: ne zaman başladı, son bir ayda kaç gün oldu, zamanla hafifliyor mu yoksa belirginleşiyor mu? Yıllardır aynı biçimde süren, yemekle ya da adet dönemiyle ilişkili olarak gelip giden bir şişkinlik ile iki aydır neredeyse her gün olan ve karın çevresini büyüten bir şişkinlik, aynı kelimeyle anlatılsa bile tıbbi olarak aynı şey değildir. Bu yazıdaki başlıkların çoğu, işte bu farkı nasıl ayırt edeceğiniz üzerine kurulu.
Bir noktayı da en baştan söylemek isterim: yumurtalık kanseri sık karşılaşılan bir hastalık değildir. Bir kadının yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanma olasılığı yüzde birkaç düzeyinin altındadır ve olguların büyük bölümü menopoz sonrası yaş grubunda görülür. Aşağıdaki başlıkları okurken bu çerçeveyi akılda tutmak, belirtileri sağlıklı biçimde değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Belirtiler neden erken dönemde fark edilmiyor?
Erken dönemde fark edilmesinin zor olmasının temel nedeni, belirtilerin yokluğu değil, siliklikleridir. Yumurtalık kanseri genellikle sessiz seyretmez; ancak verdiği sinyaller o kadar sıradan ve o kadar yaygın şikâyetlerle örtüşür ki, hem kadın hem de bazen hekim bunları öncelikle daha olası ve daha iyi huylu nedenlere bağlar.
Anatomi belirtileri geciktiriyor
Yumurtalıklar, leğen kemiğinin derinliğinde, karın boşluğuna açık bir alanda yer alır. Bu bölgede büyüyen bir kitle, erken dönemde komşu organlara baskı yapacak kadar sıkışık bir yerde değildir; bir süre rahatsızlık vermeden genişleyebilir. Rahim ağzı kanserinde kanama, meme kanserinde ele gelen kitle gibi erken ve dikkat çekici bir uyarı işareti burada yoktur.
Şikâyetler sindirim sistemine bağlanıyor
Şişkinlik, gaz, hazımsızlık, kabızlık ve çabuk doyma akla ilk olarak mide-bağırsak sistemini getirir. Bunun iki nedeni var. Birincisi, şikâyetlerin karakteri gerçekten sindirim sistemine aittir: yumurtalıklar bağırsak kıvrımlarının hemen komşuluğundadır, bu bölgede yer kaplayan bir kitle ya da biriken sıvı bağırsak ve mide üzerine baskı yapar, dolayısıyla ortaya çıkan tablo bir sindirim şikâyeti gibi hissedilir. İkincisi, olasılık hesabı: toplumda gaz, şişkinlik ve düzensiz bağırsak alışkanlığı son derece yaygındır ve ezici çoğunluğu iyi huyludur. Hem kadın hem hekim, doğal olarak önce en sık nedeni düşünür.
Bu yüzden pek çok kadın ilk olarak dahiliye ya da gastroenteroloji polikliniğine başvurur; diyet değişiklikleri, gaz giderici ilaçlar veya mide ilaçlarıyla haftalar geçer. Bu adımların hiçbiri yanlış değildir; yanlış olan, şikâyet bu yaklaşımlara rağmen sürerken aynı açıklamada ısrar etmektir.
Belirtiler önce gelip geçici olabiliyor
Başlangıçta şişkinlik birkaç gün sürüp kaybolabilir, ağrı adet döneminde artıp sonra geçebilir. Bu dalgalanma, şikâyetin ciddiye alınmasını geciktirir. Süreç ilerledikçe belirtiler aralıklı olmaktan çıkıp sürekli hâle gelir; asıl dikkat edilmesi gereken de bu değişimdir.
Güvenilir bir tarama testi yok
Rahim ağzı kanserinde olduğu gibi, belirtisi olmayan kadınlarda hastalığı erken yakalayan bir tarama programı yumurtalık kanseri için mevcut değildir. Dolayısıyla erken fark etme, büyük ölçüde belirtilerin doğru yorumlanmasına ve zamanında başvuruya bağlıdır. Bu, yazının geri kalanının neden belirtilerin örüntüsü üzerine kurulduğunu da açıklıyor.
Şişkinlik ne zaman sıradan olmaktan çıkar?
Şişkinlik, yeni başladıysa, neredeyse her gün oluyorsa ve geçmiyorsa değerlendirilmelidir. Jinekolojide kullanılan pratik ölçüt şudur: bir belirti ayda 12 günden fazla ortaya çıkıyor ve son bir yıl içinde yeni başlamışsa, ısrarcı kabul edilir ve araştırılmayı hak eder.
Günlük hayatta hepimizin yaşadığı gaz şişkinliği ile buradaki şişkinlik birbirinden farklı davranır:
- Sıradan şişkinlik: yemekle ilişkilidir, gün içinde dalgalanır, gaz çıkışı veya tuvalet sonrası rahatlar, sabahları genellikle yoktur.
- Dikkat edilmesi gereken şişkinlik: sabah uyanınca da vardır, tuvalet sonrası geçmez, haftalar içinde artar, karın çevresi gözle görülür biçimde büyür.
- Kıyafet ipucu: kilo almadığı hâlde pantolonun beli dar gelmeye başlamışsa, bu nesnel bir bulgudur; kadınlar bunu çoğu zaman tartıdan önce fark eder.
- Birliktelik: şişkinliğe çabuk doyma, idrar sıkışması veya karın ağrısı eşlik ediyorsa, tek başına şişkinliğe göre daha anlamlıdır.
- Yaş: 50 yaş üstünde yeni başlayan ısrarcı şişkinlik, genç yaştakine göre daha dikkatli ele alınır.
Şişkinliğin iki farklı mekanizması olabilir. Birincisi, yumurtalıktan kaynaklanan kitlenin kendisinin karın içinde yer kaplamasıdır. İkincisi, karın zarının etkilenmesine bağlı olarak karın boşluğunda sıvı toplanmasıdır; buna tıpta asit denir ve karnın görece hızlı, yaygın ve simetrik biçimde büyümesine yol açar. Karın birkaç hafta içinde belirgin biçimde büyüdüyse, özellikle nefes darlığı da eşlik ediyorsa, bu değerlendirmenin ertelenmemesi gereken bir tablodur.
Burada hedef, her şişkinlik için tetkik istemek değildir. Hedef, şikâyeti takvimle izlemektir. Birkaç hafta boyunca hangi günlerde şişkinlik olduğunu kısaca not etmek, hem sizin hem de hekimin kararını belirgin biçimde kolaylaştırır. Telefonunuzdaki basit bir not bile yeterlidir; "son 30 günün 20'sinde vardı" cümlesi, "sık sık oluyor" cümlesinden çok daha fazla bilgi taşır.
Karın, kasık ve bel ağrısı: hangi ağrı değerlendirilmeli?
Değerlendirilmesi gereken ağrı, adet döngüsünden bağımsız, sürekli ya da sık tekrarlayan, künt ve baskı hissi veren ağrıdır. Tipik adet sancısı gibi gelip geçen, adet bittiğinde kaybolan ağrılar bu tanımın dışındadır.
Yumurtalık kaynaklı ağrı çoğunlukla göbek altında, bir tarafta veya iki yanda hissedilir; bazen bele ya da bacağın üst kısmına yayılır. Kadınlar bunu çoğu zaman "ağrı" olarak değil, "dolgunluk", "içeride bir şey varmış hissi" veya "oturunca rahatsızlık" diye tarif eder. Kasık bölgesindeki ağrının pek çok farklı nedeni olabileceğini ve bunların çoğunun iyi huylu olduğunu kadınlarda kasık ağrısının nedenleri yazısında ayrıntılı olarak anlattım; burada ayırt edici olan, ağrının süreklilik kazanması ve zamanla gerilememesidir.
Bel ağrısında hangi özellikler jinekolojik kaynağı düşündürür?
Yumurtalık kaynaklı bel ağrısı tipik olarak belin alt kısmında, ortada ya da iki yanda hissedilen, künt, sürekli ve pozisyonla belirgin biçimde değişmeyen bir ağrıdır; kadın çoğu zaman tam bir nokta gösteremez, "içeriden gelen bir ağırlık" diye tarif eder. Kas-iskelet kaynaklı bel ağrısı ise genellikle belirli bir hareketle (eğilmek, ağır kaldırmak, uzun süre ayakta kalmak) başlar veya artar, istirahatle ve uzanmakla gözle görülür biçimde azalır, gün içinde dalgalanır ve sıklıkla belirli bir bölgeye bastırmakla hassasiyet verir.
Bel ağrısı tek başına toplumda çok yaygındır ve büyük çoğunluğu kas-iskelet kaynaklıdır; bu nedenle tek başına yumurtalık kanserini düşündürmez. Jinekolojik açıdan anlam kazandığı durum, ağrının karın şişkinliği, çabuk doyma ya da idrar sıkışmasıyla aynı dönemde başlaması ve haftalar içinde gerilememesidir. Dinlenmekle geçmeyen, gece de süren, ağrı kesicilere beklenen yanıtı vermeyen ve hiçbir zorlanmayla ilişkilendirilemeyen yeni bir bel ağrısı ise, kaynağı ne olursa olsun bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Ani ve şiddetli ağrı farklı bir tablodur
Birdenbire başlayan, şiddetli, bıçak saplanır tarzda karın ağrısı genellikle kanserle değil, akut bir olayla ilişkilidir: yumurtalığın kendi etrafında dönmesi (torsiyon), bir kistin patlaması ya da kist içine kanama. Bunlar acil değerlendirme gerektirir. Belirtileri ve ne yapılması gerektiğini yumurtalık kisti patlaması yazısında ayrı ayrı ele aldım. Kusma, bayılma hissi, ateş ya da ağrının dakikalar içinde artması varsa, randevu beklemeden acil servise başvurulmalıdır.
Ağrıyı tarif ederken nelere dikkat edin
Hekime başvurduğunuzda şu dört bilgi, muayeneden önce bile yönlendirici olur: ağrı ne zaman başladı, ne kadar sürüyor, adet döngüsüyle ilişkisi var mı, ağrı kesiciyle veya tuvalet sonrası değişiyor mu. Bu dört sorunun yanıtı, ağrının jinekolojik mi, bağırsak kaynaklı mı, yoksa kas-iskelet sistemine mi ait olduğunu büyük ölçüde daraltır.
Çabuk doyma, iştahsızlık ve sindirim şikâyetleri
Çabuk doyma, yani her zamankinin çok altında bir miktarla doymuş hissetmek, yumurtalık kanserinin en çok gözden kaçan belirtilerinden biridir. Kadınlar bunu genellikle "iştahım kapandı" ya da "midem küçüldü sanki" diye ifade eder ve çoğu zaman strese veya yaşa bağlar.
Mekanizması basittir: karın içinde yer kaplayan bir kitle veya biriken sıvı, midenin genişleyebileceği hacmi daraltır. Mide normal miktarda yemek aldığında erken gerilir ve doygunluk sinyali beklenenden çok önce gelir. Aynı baskı, mide içeriğinin yukarı kaçmasını kolaylaştırarak hazımsızlık ve yanma şikâyetlerine de yol açabilir.
Bu başlık altında dikkat edilmesi gereken belirtiler şunlardır:
- Birkaç lokmadan sonra doyma, tabağı bitirememe
- Yemek sonrası uzun süre geçmeyen dolgunluk ve rahatsızlık
- İnatçı bulantı, hazımsızlık veya yeni başlayan mide yanması
- Bağırsak alışkanlığında birkaç haftadır süren değişiklik
- İştah azalmasına rağmen karın çevresinin artması
Bu şikâyetlerin tek başına ya da kısa süreli olması endişe nedeni değildir. Önemli olan, sindirim şikâyetlerinin jinekolojik şikâyetlerle aynı dönemde başlamasıdır. Şişkinlik, çabuk doyma ve karın ağrısı aynı haftalarda birlikte ortaya çıkmışsa, bu birlikteliğin kadın hastalıkları açısından da değerlendirilmesi doğru olur.
Özellikle altını çizmek istediğim nokta şudur: huzursuz bağırsak sendromu tipik olarak genç erişkinlikte başlar. Daha önce hiç sindirim sorunu yaşamamış, 50 yaşını geçmiş bir kadında yeni başlayan ve devam eden şişkinlik-hazımsızlık tablosu, "yaşa bağlı" ya da "spastik kolon" diye kabul edilip izlenmemelidir. Bu yaş grubunda ilk kez ortaya çıkan böyle bir tablo, en azından bir jinekolojik muayene ve ultrasonla birlikte değerlendirilmelidir.
İdrar sıkışması ve sık idrara çıkma
Yumurtalık kanserinde idrar şikâyeti tipik olarak yanma olmadan ortaya çıkar: idrar aniden sıkışır, erteleme süresi kısalır, gün içinde tuvalete gidiş sayısı artar; ancak idrar yaparken yanma, koku veya ateş yoktur. Bu ayrım, şikâyetin kaynağını anlamada en pratik ipuçlarından biridir.
Nedeni mekaniktir. Mesane, rahmin ve yumurtalıkların hemen önünde yer alır. Leğen bölgesinde büyüyen bir kitle mesaneye bastırdığında, mesane daha az dolmuşken dolu hissi verir. Bu nedenle idrar miktarı azalmamıştır, sadece sıklık artmıştır.
İdrar yolu enfeksiyonundan farkı
İdrar yolu enfeksiyonunda yanma, sıkıştırma, bulanık veya kötü kokulu idrar ve bazen ateş birlikte bulunur; şikâyetler günler içinde başlar ve uygun tedaviyle geriler. Ayrıntılı ayrımı idrar yolu enfeksiyonu belirtileri yazısında bulabilirsiniz. Tekrarlayan idrar şikâyetiyle hekime başvurulduğunda idrar tahlili normal çıkıyor, antibiyotiklerle yanıt alınamıyor ve şikâyet haftalarca sürüyorsa, mesanenin dışından gelen bir baskı olasılığı düşünülmelidir.
Aşırı aktif mesaneden farkı
Aşırı aktif mesane genellikle uzun süredir devam eden, iniş çıkışlı bir tablodur ve sıklıkla gece idrara kalkma eşlik eder. Yumurtalık kaynaklı baskıda ise şikâyet görece yenidir ve çoğunlukla şişkinlik veya karın dolgunluğu ile birlikte başlar. Hekimin ilgilendiği şey, şikâyetin tek başına ne olduğu değil, hangi şikâyetlerle ve ne zamandan beri bir arada olduğudur.
Kısacası: birkaç haftadır süren, enfeksiyon bulgusu olmayan, şişkinlik veya karın ağrısına eşlik eden idrar sıkışması, jinekolojik muayene ve ultrasonla değerlendirilmeyi hak eder.
Daha seyrek görülen, ama atlanmaması gereken belirtiler
Yukarıda anlatılan belirtilerin dışında, daha az sıklıkta görülen ancak ısrarcı olduklarında dikkate alınması gereken bulgular vardır. Bunlar genellikle hastalığın daha ileri aşamalarında ya da kitlenin konumuna bağlı olarak ortaya çıkar; bir kısmı ise aynı gün değerlendirme gerektiren acil tablolara işaret eder.
- Açıklanamayan yorgunluk: uyku ve dinlenmeyle düzelmeyen, günlük işleri aksatacak düzeyde bir bitkinlik.
- İstem dışı kilo kaybı: diyet yapmadan, son birkaç ayda belirgin kilo kaybı; özellikle karın çevresi artarken kol ve bacakların incelmesi.
- Nefes darlığı: karında biriken sıvının diyaframı yukarı itmesiyle ya da akciğer zarında sıvı birikmesiyle ortaya çıkabilir; yeni başlayan ve artan nefes darlığı mutlaka değerlendirilmelidir.
- Bacakta tek taraflı şişlik: leğen bölgesindeki baskının toplardamar dolaşımını etkilemesiyle görülebilir; ani başlayan bacak şişliği ve ağrısı pıhtı açısından da acil değerlendirme gerektirir.
- Bağırsak tıkanıklığı belirtileri: inatçı kusma, gaz ve gaita çıkışının durması, karında şiddetli kramp; bu tablo acil servis başvurusu gerektirir.
- Menopoz sonrası kanama: yumurtalık kanserinin tipik belirtisi değildir, ancak menopoza girmiş bir kadında herhangi bir kanama her zaman araştırılmalıdır. Menopozun normal seyrini ve neyin beklenen olduğunu menopoz nedir yazısında anlattım.
- Cinsel ilişkide yeni başlayan derin ağrı: leğen bölgesindeki kitlelerde görülebilir; tek başına çok sayıda iyi huylu nedeni vardır.
Bu maddelerin ortak özelliği, tek başlarına çok farklı nedenlerle açıklanabilmeleridir. Yorgunluk kansızlıkta, tiroit hastalıklarında ve uyku bozukluklarında; bacak şişliği damar hastalıklarında; nefes darlığı kalp ve akciğer hastalıklarında görülür. Burada amaç her birini yumurtalık kanserine bağlamak değil, bunlar karın şişkinliği ya da çabuk doyma gibi şikâyetlerle aynı dönemde ortaya çıktığında tabloyu bir bütün olarak değerlendirmektir.
Bir noktayı da belirtmek gerekir: yumurtalık kitlelerinin önemli bir kısmı hiçbir belirti vermez ve başka bir nedenle yapılan ultrason ya da tomografide rastlantısal olarak saptanır. Rastlantısal bulunan bir yumurtalık kitlesi, çoğunlukla iyi huyludur; ancak saptandığı andan itibaren planlı biçimde izlenmesi gerekir.
Yumurtalık kanseri risk faktörleri: kimde risk daha yüksek?
En belirleyici risk faktörü yaştır. Yumurtalık kanseri çoğunlukla menopoz sonrası dönemde, elli yaşından sonra görülür. Genç kadınlarda da ortaya çıkabilir, ancak bu çok daha seyrektir. Yaşın ardından en önemli başlık aile öyküsü ve kalıtsal yatkınlıktır.
Kalıtsal risk
Yumurtalık kanserlerinin bir bölümü kalıtsal genetik değişikliklerle ilişkilidir. Bunların başında BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki hastalık yapıcı değişiklikler gelir; bu genler aynı zamanda meme kanseri riskiyle de ilişkilidir. Daha seyrek olarak Lynch sendromu (kalıtsal kalın bağırsak ve rahim kanseri yatkınlığı) da riski artırır. Aşağıdaki durumlarda genetik danışma almak üzere hekiminize danışmanız yerinde olur:
- Birinci derece akrabada (anne, kız kardeş, kız çocuk) yumurtalık kanseri öyküsü
- Ailede genç yaşta meme kanseri, iki taraflı meme kanseri veya erkek meme kanseri
- Aynı aile tarafında birden fazla kişide meme, yumurtalık, rahim veya kalın bağırsak kanseri
- Ailede bilinen bir BRCA1, BRCA2 veya Lynch sendromu gen değişikliği
Buna karşılık, yumurtalık kanseri olgularının çoğunda ailede benzer bir kanser öyküsü yoktur. Yani aile öyküsünün olmaması, belirtileri göz ardı etmek için bir gerekçe değildir.
Üreme öyküsüyle ilişkili etkenler
Risk, yaşam boyu gerçekleşen yumurtlama sayısıyla ilişkili görünür. Hiç doğum yapmamış olmak, ilk adetin erken başlaması, menopoza geç girmek ve uzun süreli kısırlık öyküsü riski bir miktar artıran etkenler arasında sayılır. Endometriozis, özellikle belirli alt tiplerle ilişkili olarak riskte küçük bir artışla birlikte anılır. Menopozda uzun süreli hormon tedavisi kullanımı da sınırlı bir risk artışıyla ilişkilendirilmiştir; bu karar her zaman kişinin şikâyetleri ve diğer sağlık durumlarıyla birlikte verilir.
Riski azaltan etkenler
Gebelik, emzirme, kombine doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanımı ve tüplerin bağlanması gibi girişimler, yumurtalık kanseri riskinde azalmayla ilişkilendirilmiştir. Bu bilgi tek başına bir yöntem seçme gerekçesi değildir; ancak doğum kontrol yöntemini seçerken hekiminizle konuşabileceğiniz etkenlerden biridir.
Son olarak: risk faktörü taşımak hastalanmak demek değildir, taşımamak da korunmuş olmak anlamına gelmez. Risk faktörlerinin işlevi, belirti ortaya çıktığında ne kadar hızlı ve ne kadar ayrıntılı değerlendirme yapılacağını belirlemektir.
Hangi durumda hekime başvurulmalı?
Pratik kural şudur: şişkinlik, karın-kasık ağrısı, çabuk doyma veya idrar sıkışması şikâyetlerinden biri veya birkaçı, iki-üç haftadır neredeyse her gün sürüyorsa bir kadın hastalıkları ve doğum hekimine başvurun. Beklemenin değil, değerlendirmenin doğru olduğu eşik budur.
Planlı randevu almanız gereken durumlar
- Ayda 12 günden fazla olan ve son bir yıl içinde başlamış şişkinlik
- Adet döngüsünden bağımsız, birkaç haftadır süren karın veya kasık ağrısı
- Yeni başlayan ve geçmeyen çabuk doyma, iştahsızlık
- Enfeksiyon bulgusu olmadan süren idrar sıkışması veya sık idrara çıkma
- Kilo vermeye çalışmadan kilo kaybı, açıklanamayan sürekli yorgunluk
- Menopoz sonrası herhangi bir kanama
- Ailede yumurtalık veya genç yaşta meme kanseri öyküsü ile birlikte yeni başlayan karın şikâyetleri
Aynı gün acil servise başvurmanız gereken durumlar
- Ani başlayan, şiddetli ve giderek artan karın ağrısı
- Ağrıya eşlik eden inatçı kusma, bayılma hissi veya ateş
- Karnın günler içinde hızla şişmesi ve buna nefes darlığının eşlik etmesi
- Gaz ve gaita çıkışının durması, karında şişlik ve kusma
- Tek bacakta ani şişlik, kızarıklık ve ağrı
Başvurmadan önce hazırlayabilecekleriniz
Değerlendirmeyi hızlandıran birkaç basit hazırlık vardır: şikâyetin ne zaman başladığını ve son bir ayda kaç gün olduğunu not etmek, son adet tarihinizi bilmek, kullandığınız ilaçların listesini yanınıza almak, varsa önceki ultrason ve kan tetkiki sonuçlarını getirmek, ailenizde kanser öyküsü olup olmadığını önceden öğrenmek. Jinekolojik değerlendirme ve ultrason çoğu zaman aynı seansta yapılabildiği için, bu bilgiler ilk görüşmede yol almayı belirgin biçimde kolaylaştırır.
Şunu açıkça söylemek isterim: bu başlıkta sıralanan şikâyetlerle başvuran kadınların büyük çoğunluğunda sonuçta kanser dışı bir neden bulunur. Başvurmanın amacı kötü bir haber almak değil, belirsizliği kısa sürede ortadan kaldırmaktır.
Tanıda hangi yöntemler kullanılır?
Değerlendirme üç basamakla başlar: ayrıntılı öykü ve jinekolojik muayene, ultrason ve sıklıkla kanda CA-125 ölçümü. Bu üçlü, şikâyetin kaynağını belirlemekte çoğu zaman yeterlidir; gerekirse tomografi veya manyetik rezonans (MR) ile tamamlanır.
Öykü ve muayene
Hekim önce şikâyetin süresini, sıklığını ve döngüyle ilişkisini sorar; ardından karın muayenesi ve jinekolojik muayene yapar. Muayenede leğen bölgesinde ele gelen bir kitle, karında sıvıya işaret eden bulgular veya hassasiyet aranır. Küçük kitleler muayeneyle her zaman saptanamaz; bu nedenle muayenenin normal olması tek başına yeterli değildir.
Ultrason
Yumurtalık değerlendirmesinde ilk başvurulan görüntüleme yöntemi ultrasondur; genellikle vajinal yoldan yapılır, gerektiğinde karın üstünden tamamlanır. Ultrasonda kitlenin boyutu, tek mi çift taraflı mı olduğu, içinin tamamen sıvı mı yoksa katı bileşenler mi içerdiği, içinde bölmeler (septa) ya da papiller çıkıntılar bulunup bulunmadığı, duvar kalınlığı, kanlanma özellikleri ve karın boşluğunda sıvı olup olmadığı değerlendirilir. Tamamen sıvı dolu, ince duvarlı, bölmesiz kistler büyük çoğunlukla iyi huyludur. Katı alanlar, düzensiz kalın bölmeler, papiller yapılar, belirgin kanlanma ve eşlik eden karın sıvısı ise daha ileri değerlendirme gerektiren özelliklerdir.
CA-125: neyi gösterir, neyi göstermez?
CA-125, kanda ölçülen bir proteindir ve karın zarı etkilendiğinde yükselebilir. Tek başına bir kanser testi değildir; ultrason bulguları ve menopoz durumuyla birlikte yorumlanır. Bazı kılavuzlarda (örneğin NICE) ısrarcı belirtisi olan kadınlarda ilk değerlendirmede CA-125 doğrudan istenir ve sonucuna göre ultrason planlanır; bu nedenle ilk görüşmede CA-125 istenmesi de olağandır. Testin iki yönlü bir sınırlılığı vardır:
- Kanser olmadan yükselebilir: endometriozis, miyom, iyi huylu yumurtalık kistleri, leğen enfeksiyonları, adet dönemi, gebelik, karaciğer hastalıkları, kalp yetmezliği, geçirilmiş karın ameliyatları ve karın zarını ilgilendiren birçok durumda yükselir. Bu nedenle özellikle menopoz öncesi kadınlarda yanıltıcı olma olasılığı daha yüksektir.
- Kanser varken normal kalabilir: erken evre hastalığın önemli bir bölümünde CA-125 normal sınırlarda ölçülür. Normal bir sonuç, ultrasonda şüpheli görünen bir kitleyi güvenli hâle getirmez.
Bazı merkezlerde HE4 adlı ikinci bir belirteç ve bunları menopoz durumuyla birleştiren hesaplamalar kullanılır. Bunlar da tanıyı tek başına koymaz; kitlenin jinekolojik onkoloji değerlendirmesi gerektirip gerektirmediğine karar vermeye yardımcı olur.
İleri görüntüleme ve kesin tanı
Ultrasonda şüpheli bulgu varsa, yaygınlığı değerlendirmek için karın ve göğüs tomografisi; kitlenin yapısı belirsizse MR istenebilir. Kesin tanı yalnızca patolojik inceleme ile konur. Yumurtalık kitlelerinde iğne biyopsisi rutin olarak tercih edilmez; çünkü örnek yetersiz kalabilir ve kistin bütünlüğünü bozma endişesi vardır. Bu nedenle değerlendirme çoğu zaman cerrahi olarak alınan dokunun incelenmesiyle tamamlanır. Hastalıktan şüphelenildiğinde planlamanın jinekolojik onkoloji deneyimi olan bir ekiple birlikte yapılması, cerrahinin kapsamının doğru belirlenmesi açısından önemlidir.
Yumurtalık kanseri için tarama testi var mı?
Hayır. Şikâyeti olmayan, ortalama riskli kadınlarda yumurtalık kanseri için önerilen bir toplum taraması yoktur. Bu, dünyadaki başlıca kılavuzların ortak tutumudur ve ihmalden değil, kanıtlardan kaynaklanır.
Neden önerilmiyor?
Belirtisi olmayan kadınlarda düzenli CA-125 ölçümü ve ultrasonla tarama, çok sayıda kadının katıldığı büyük çalışmalarda araştırılmıştır. Bu çalışmalarda taramanın hastalıktan ölümleri azalttığı gösterilememiştir. Buna karşılık taramanın belirgin zararları saptanmıştır:
- Yalancı pozitiflik: iyi huylu bir kist ya da başka bir nedenle yükselen CA-125, kanser şüphesi doğurur.
- Gereksiz ameliyat: bu şüphe nedeniyle, sonradan iyi huylu olduğu anlaşılan kitleler için cerrahi yapılabilir; her ameliyatın kendi riskleri vardır.
- Kaygı: sonucu netleşene kadar geçen haftalar ciddi bir ruhsal yük oluşturur.
- Yanlış güven: normal çıkan bir tarama sonucu, gerçek bir belirtinin göz ardı edilmesine yol açabilir.
Smear testi yumurtalık kanserini taramaz
Sık karşılaştığım bir yanlış anlama şudur: "Smear verdim, temiz çıktı, yumurtalıklarım da iyi demektir." Smear testi yalnızca rahim ağzı hücrelerini inceler ve yumurtalıklar hakkında bilgi vermez. Bu testin neyi değerlendirdiğini ve ne sıklıkta yapılması gerektiğini smear testi nedir yazısında açıkladım. Rahim ağzı kanseri taraması yaptırmak son derece önemlidir, ancak yumurtalıkların yerini tutmaz.
Yüksek riskli kadınlarda durum farklı mıdır?
Evet, kalıtsal yatkınlığı bilinen ya da güçlü aile öyküsü olan kadınlarda yaklaşım bireyselleştirilir. Bu grupta ilk adım genetik danışmadır. Genetik test sonucuna göre, bazı merkezlerde belirli aralıklarla CA-125 ve vajinal ultrason ile izlem önerilebilir; ancak bu izlemin hastalığı erken yakalamadaki değerinin sınırlı olduğu açıkça anlatılmalıdır. Doğurganlık planı tamamlandıktan sonra, riski azaltmak amacıyla tüplerin ve yumurtalıkların alınması seçeneği de konuşulur. Bu karar; yaş, menopoz etkileri, çocuk isteği ve kişinin tercihleriyle birlikte, jinekolojik onkoloji ve genetik danışma eşliğinde verilir.
Ortalama riskli bir kadın için en doğru yaklaşım, yıllık jinekolojik kontrollerini aksatmamak — bu kontroller bir yumurtalık kanseri taraması değildir, normal bulunmaları ısrarcı bir belirtiyi geçersiz kılmaz — ve yukarıda tarif edilen ısrarcı belirtiler ortaya çıktığında beklemeden başvurmaktır.
Yumurtalık kisti mi, kanser mi? Ayrım nasıl yapılır?
Yumurtalıkta saptanan kistlerin büyük çoğunluğu iyi huyludur. Üreme çağındaki kadınlarda görülen kistlerin önemli bir kısmı, yumurtlama döngüsünün doğal parçası olan fonksiyonel kistlerdir ve çoğu birkaç hafta içinde kendiliğinden kaybolur. Kistlerin çeşitlerini ve genel yaklaşımı yumurtalık kisti nedir yazısında ayrıntılı olarak anlattım.
Ayrımda hangi özelliklere bakılır?
Ayrım tek bir bulguya değil, bir bütüne dayanır: kadının yaşı ve menopoz durumu, ultrasondaki görünüm, varsa CA-125 düzeyi ve kistin zaman içindeki davranışı.
- Güven verici özellikler: tek taraflı, küçük, tamamen sıvı dolu, ince duvarlı, bölmesiz, içinde katı alan olmayan, kanlanması belirgin olmayan kistler.
- Daha dikkatli değerlendirme gerektiren özellikler: içinde katı bileşen veya papiller çıkıntı bulunması, kalın ve düzensiz bölmeler, iki taraflı olması, hızlı büyüme, karın boşluğunda sıvı bulunması.
- Menopoz durumu: menopoz sonrasında yeni ortaya çıkan her kist, üreme çağındaki bir kiste göre daha dikkatli ele alınır; çünkü bu dönemde fonksiyonel kist beklenmez.
- Zaman içindeki davranış: fonksiyonel kistler genellikle bir sonraki adet sonrasında yapılan kontrol ultrasonunda küçülür veya kaybolur; kalıcı olan kistler ayrıca değerlendirilir.
Kist kansere dönüşür mü?
Basit ve fonksiyonel kistlerin kansere dönüşmesi beklenmez. Endometriozis kaynaklı kistler ve bazı kalıcı kist tipleri belirli alt tiplerle ilişkili olarak daha yakın izlem gerektirebilir. Bu nedenle "kist" kelimesini duymak endişelenmek için yeterli bir gerekçe değildir; asıl belirleyici olan kistin ultrasondaki görünümü ve izlemdeki davranışıdır.
Sonraki adımlar nasıl planlanır?
Ultrason ve gerekirse kan tetkikleri sonrasında yol genellikle üç başlıktan biridir: belirli bir süre sonra kontrol ultrasonu ile izlem, cerrahi olarak çıkarılması ya da şüphe durumunda jinekolojik onkoloji değerlendirmesi. Hangi yolun seçileceği kadının yaşına, şikâyetlerine, menopoz durumuna, kistin özelliklerine ve kendi tercihine göre birlikte kararlaştırılır.
Özetle: ısrarcı belirtiler önemsenmeli, ancak her belirti ve her kist kanser korkusuyla karşılanmamalıdır. Belirtileri birkaç hafta boyunca basitçe not etmek, zamanında bir muayene ve ultrason, çoğu zaman belirsizliği kısa sürede ortadan kaldırmaya yeter. Aklınızda soru kalmışsa, yanıtını tahmin etmeye çalışmak yerine hekiminize sormanız en doğrusudur.
Kaynaklar
Bu yazı hazırlanırken aşağıdaki güncel ve bağımsız sağlık kaynaklarından yararlanılmıştır.
- NHS. Ovarian cancer
- NICE. Ovarian cancer: recognition and initial management (CG122)
- ACOG. Ovarian Cancer
- MedlinePlus. Ovarian Cancer

