Vulvada ve vajinada kaşıntının en sık nedenleri mantar (kandida) enfeksiyonu, sabun-ped-ıslak mendil gibi ürünlere bağlı temas dermatiti, menopozda östrojen düşüşüne bağlı incelme ve liken skleroz gibi deri hastalıklarıdır. Kaşıntının yeri ve yoğun bir akıntının eşlik edip etmemesi tanıyı büyük ölçüde belirler: akıntısız, aylardır süren dış kaşıntı genellikle enfeksiyon değil deri kaynaklıdır. İki hafta içinde geçmeyen, tekrarlayan ya da üzerinde iyileşmeyen bir leke, renk değişikliği, kalınlaşma veya yara bulunan kaşıntı mutlaka muayene edilmelidir.
Vulvada ve vajinada kaşıntı, kadın hastalıkları polikliniğinde en sık duyduğum şikayetlerden biri. Çoğu zaman nedeni basit ve tedavi edilebilir; ama bu şikayetin etrafında çok yaygın bir yanlış varsayım dolaşıyor: her kaşıntının mantar olduğu düşüncesi. Oysa muayenede gördüğüm tablonun önemli bir bölümü mantar değil. Aylardır eczaneden mantar kremi alıp kullanan, bir türlü rahatlamayan hastaların bir kısmında sorun kullanılan ürünlerin kendisidir; bir kısmında menopoza bağlı incelmedir; küçük ama önemli bir kısmında ise takip gerektiren bir deri hastalığı vardır. Yanlış adrese yapılan tedavi yalnızca zaman kaybettirmez, tahrişi artırarak kaşıntıyı derinleştirir.
Bu yazıda kaşıntıya nasıl yaklaştığımı adım adım anlatacağım: kaşıntının tam olarak nerede olduğunu neden soruyorum, akıntının eşlik edip etmemesi ayrımı nasıl değiştiriyor, mantar ile bakteriyel vajinoz ve trikomonas birbirinden nasıl ayrılıyor, menopozda ve gebelikte tablo neden farklı, evde neyi yapmak işe yarıyor ve en önemlisi hangi kaşıntının bekletilmeden muayene edilmesi gerekiyor. Amacım, kendi kendine tedavi önermek değil; doğru soruyu sorarak doğru kapıyı çalmanıza yardımcı olmak.
Vulva mı, Vajina mı? Kaşıntının Yeri Tanıyı Değiştirir
Kısa cevap: kaşıntı şikayetlerinin büyük bölümü aslında vulvada, yani dıştadır. Vajina ise bir kanaldır ve kendi başına nadiren kaşınır; kanalın içinden gelen bir sorun daha çok akıntı, koku ve yanma ile kendini gösterir. Bu yüzden muayenede ilk sorduğum şeylerden biri şudur: kaşıntıyı dış dudaklarda, kıvrımlarda, idrar deliğinin çevresinde mi duyuyorsunuz, yoksa içeride derinde bir his olarak mı tanımlıyorsunuz?
Vulva dıştaki tüm yapıların ortak adıdır: büyük dudaklar (labium majus), küçük dudaklar (labium minus), klitoris ve etrafındaki kapüşon, vajina girişinin bulunduğu vestibulum ve perine. Vajina, vulvanın hemen gerisinden başlayıp rahim ağzına uzanan kaslı kanaldır. Bu ikisi birbirinin devamı olsa da yapıları farklıdır ve bu fark tanının merkezinde yer alır.
Vulvayı kaplayan doku, vücudun geri kalanındaki deriye benzer; kıl kökü, ter ve yağ bezleri içerir ve deri gibi davranır. Yani kolun içindeki deri bir kremden tahriş olup kızarıyorsa, vulva derisi de aynı şekilde tahriş olur, kalınlaşır, çatlar. Vajinanın içini döşeyen doku ise mukozadır; deri gibi değil, ağız içi gibi davranır. Burada hormon düzeyi, laktobasil adı verilen koruyucu bakteriler ve asit ortam (normalde pH 4,5 civarı) belirleyicidir.
Bu ayrımın pratik karşılığı şu: yoğun bir akıntının eşlik etmediği, haftalar aylar süren dış kaşıntı çoğunlukla bir enfeksiyon değil, bir deri sorunudur. Buna karşılık kıvamı, rengi ya da kokusu değişmiş bir akıntıyla birlikte giden kaşıntı vajina kaynaklı bir tabloyu, yani vajiniti düşündürür. Akıntının kendisi tek başına tanı koydurmaz ama yön verir; akıntı değişikliklerinin ne anlama geldiğini vajinal akıntı renkleri ve anlamları yazısında ayrıntılı anlattım.
Muayeneye gelmeden önce iyi bir ışıkta ve el aynasıyla kendi bölgenize bakmanızı öneririm. Kızarıklık dışta mı, kıvrımlarda mı; beyazlaşmış bir alan, çatlak, kalınlaşmış bir deri parçası ya da bir yara var mı? Bunları fark etmiş olmanız, görüşmeyi belirgin biçimde kısaltır ve doğru yere odaklar.
Vajina Kaşıntısı Neden Olur? En Sık Nedenler ve Nasıl Grupladığım
Kaşıntı tek bir hastalığın adı değil, bir belirtidir. Nedenleri zihnimde beş grupta toplarım ve hangi gruba girdiğimizi üç soruyla büyük ölçüde belirleyebiliyorum: Ne kadar süredir var? Akıntı eşlik ediyor mu? Bölgeye ya da çamaşırlara temas eden ne değişti?
- Enfeksiyonlar: mantar (kandida) enfeksiyonu, bakteriyel vajinoz, trikomonas; daha seyrek olarak uçuk (herpes), genital siğil, kıl dibi iltihapları, bit, uyuz ve özellikle çocuklarda sık görülen kıl kurdu (oksiyür).
- Temas ve tahriş kaynaklı tablolar: sabun, duş jeli, ıslak mendil, parfümlü ped, çamaşır deterjanı, yumuşatıcı, hatta tanı konmadan sürülen kremlerin kendisi.
- Derinin kendi hastalıkları: liken skleroz, liken planus, atopik egzama, sedef (psoriazis), seboreik dermatit.
- Hormonal nedenler: menopozda ve emzirme döneminde östrojen düşüşüne bağlı incelme ve kuruluk.
- Sistemik ve genel nedenler: kontrolsüz şeker hastalığı, bağışıklığı baskılayan durumlar ve ilaçlar, demir eksikliği, böbrek ya da karaciğer kaynaklı yaygın kaşıntı, gebelik.
Süre bilgisi çok şey anlatır. Günler içinde başlayan, yoğun ve akıntılı bir kaşıntı akut bir enfeksiyonu düşündürür. Üç aydan uzun süren, iniş çıkışlı, akıntısız bir kaşıntı ise bana neredeyse her zaman deri kaynaklı bir tabloyu ya da hormonal incelmeyi söyler. Hastaların sık yaptığı hata, uzun süren kaşıntıyı da akut enfeksiyon gibi tedavi etmeye devam etmektir.
Kaşıntının zamanlaması da yol gösterir. Adetten hemen önce artan kaşıntı hormonal dalgalanmaya ve kandidaya; adet sonrası veya ilişki sonrası artan koku bakteriyel vajinoza; geceleri yatakta artan ve uykudan uyandıran kaşıntı yetişkinlerde deri hastalıklarına ve kaşıma döngüsüne işaret eder. Burada yaşa göre önemli bir istisna var: ergenlik öncesi bir kız çocuğunda geceleri artan makat ve vulva kaşıntısında ilk dışlanması gereken neden kıl kurdudur. O yaş grubunda kardeşlerde ya da kreşte benzer şikayetin olup olmadığını, kaşıntının gecenin hangi saatinde başladığını ayrıca sorarım. Yeni bir cinsel partner, yeni bir ped markası, yeni bir deterjan, havuz ya da deniz sonrası ıslak mayoyla uzun süre kalma, epilasyon gibi değişiklikler de sorulmadan atlanmaması gereken ayrıntılardır.
Son olarak, nadir ama atlanmaması gereken bir grup var: vulvada kalıcı bir leke, kalınlaşma veya yara ile giden kaşıntı. Vulva kanseri ve öncü lezyonları sık değildir, ancak tipik olarak uzun süredir devam eden ve tedaviye yanıt vermeyen bir kaşıntı ile başvurur. Bu yüzden "geçmeyen kaşıntı" cümlesini her zaman ciddiye alıyorum.
Mantar Enfeksiyonu, Bakteriyel Vajinoz ve Trikomonas Nasıl Ayrılır?
Bu üç tablo birbirine karıştırıldığı için gereksiz ilaç kullanımının en sık kaynağıdır. Kabaca şöyle ayırabiliriz: kaşıntı ön plandaysa mantar, koku ön plandaysa bakteriyel vajinoz, ikisi birlikte ve bol köpüklü akıntıyla gidiyorsa trikomonas akla gelir. Ama kesin ayrım muayene ve basit testlerle yapılır.
Mantar (kandida) enfeksiyonu
Kadınların büyük bölümü yaşamı boyunca en az bir kez geçirir. Baskın belirti kaşıntıdır; yanma, idrar yaparken dışta batma ve ilişkide ağrı eşlik edebilir. Akıntı tipik olarak beyaz, kesik süt ya da lor kıvamında ve kokusuzdur. Dışta belirgin kızarıklık, ödem ve kıvrımlarda ince çatlaklar görülür. Antibiyotik kullanımı, gebelik, kontrolsüz şeker hastalığı, bağışıklığı baskılayan tedaviler, dar ve sentetik giysiler zemin hazırlar. Yılda dört veya daha fazla atak geçiyorsanız buna tekrarlayan kandidiyaz denir ve yaklaşım tek seferlik tedaviden farklıdır; ayrıntıları vajinal mantar enfeksiyonu yazısında bulabilirsiniz.
Bakteriyel vajinoz
Burada bir mikropla "bulaşma" değil, vajinadaki normal laktobasil dengesinin bozulması söz konusudur. En tipik belirti balık kokusunu andıran keskin bir kokudur ve bu koku ilişkiden sonra veya adet döneminde belirginleşir. Akıntı ince, homojen, gri-beyazdır ve çamaşıra kolayca yayılır. Kaşıntı genellikle hafiftir veya hiç yoktur; "kaşınmıyorum ama kokudan rahatsızım" diyen hastada ilk düşündüğüm tablo budur. Vajinal duş yapmak, sık ve sabunlu yıkanmak bakteriyel vajinozu kolaylaştırır. Ayrıntılı anlatımı bakteriyel vajinoz yazısında.
Trikomonas
Trichomonas vaginalis adlı tek hücreli bir parazitin yol açtığı, cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyondur. Akıntı sıklıkla sarı-yeşil, bol ve köpüklüdür; kokulu olabilir. Kaşıntı, yanma, idrar yaparken rahatsızlık ve ilişkide ağrı birlikte görülür. Muayenede rahim ağzında noktasal kızarıklıklar dikkat çekebilir. Önemli bir ayrıntı: enfekte kişilerin azımsanmayacak bir bölümü hiç belirti vermez. Tanı konduğunda cinsel partnerin de aynı dönemde tedavi edilmesi ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların da taranması gerekir.
Üçünü yan yana koyunca
- Kaşıntı yoğun, akıntı kokusuz ve lor kıvamında: kandida.
- Kaşıntı az, koku belirgin, akıntı ince ve gri: bakteriyel vajinoz.
- Kaşıntı ve koku birlikte, akıntı bol, sarı-yeşil, köpüklü: trikomonas.
- Kaşıntı var, akıntı normal: büyük olasılıkla hiçbiri; deri ya da hormon kaynaklı bir tabloyu araştırmak gerekir.
Daha seyrek görülen aerobik vajinit ve deskuamatif inflamatuvar vajinit gibi tablolar da benzer şikayet verir; bunlar genellikle tekrarlayan ve standart tedavilere yanıtsız olgularda, mikroskobik inceleme sonrası akla gelir. Bu nedenle "hep mantar oluyorum" diyen bir hastada en yararlı adım yeni bir krem değil, bir muayene ve örnek alınmasıdır.
Enfeksiyon Dışı Nedenler: Temas Dermatiti, Sabun, Ped ve Deterjan
Uzun süren vulva kaşıntısının en sık nedenlerinden biri, enfeksiyon değil temas dermatitidir. Yani bölgeye değen bir şeyin deriyi tahriş etmesi ya da deride alerjik tepki oluşturması. Bunu söylediğimde çoğu hasta şaşırır, çünkü yıllardır aynı ürünleri kullanmaktadır. Oysa vulva derisi vücudun geri kalanından daha ince, daha nemli ve daha kolay geçirgendir; kolda sorun yapmayan bir ürün burada sorun yapar.
İki mekanizmayı birbirinden ayırmak faydalı. İrritan (tahriş edici) temas dermatiti herkeste, yeterli maruziyette olur: günde birkaç kez sabunla yıkanmak, ıslak mendil kullanmak, sürekli ped veya günlük ped takmak, idrar kaçırmaya bağlı kalıcı nem, ter, deniz ve havuz sonrası ıslak kalmak, agresif epilasyon. Alerjik temas dermatiti ise duyarlı hale gelmiş kişide belirli bir maddeye karşı gelişir; en sık suçlular parfüm karışımları, ıslak mendillerdeki koruyucular, lokal anestezik içeren kaşıntı kremleri, bazı topikal antibiyotikler, lateks ve bitkisel yağlar, özellikle çay ağacı yağıdır.
Burada en çok gözden kaçan ayrıntı şudur: kaşıntıyı geçirmek için sürülen ürünlerin kendisi tabloyu sürdürebilir. Tanı konmadan haftalarca kullanılan antifungal kremler, içindeki koruyucular ve taşıyıcı maddeler nedeniyle tahriş yapabilir. Hasta kaşıntı arttıkça daha çok sürer, daha çok sürdükçe kaşıntı artar.
Bir de kaşıma döngüsü var. Kaşımak kısa süreli rahatlatır, ama deriyi kalınlaştırır; kalınlaşan deri daha çok kaşınır. Aylar içinde deri sertleşir, çizgileri belirginleşir, rengi koyulaşır ya da matlaşır. Buna likenifikasyon denir ve artık nedeni ortadan kaldırmak tek başına yetmez; iltihabı söndüren bir tedavi de gerekir. Özellikle geceleri uykuda farkında olmadan kaşımak bu döngüyü besler.
Çözüm genellikle ekleme değil çıkarmadır. Hastalarıma kullandıkları her şeyin listesini yazmalarını söylüyorum: yıkanırken ne kullanıyorsunuz, günde kaç kez, ped takıyor musunuz, çamaşırları hangi deterjanla ve yumuşatıcıyla yıkıyorsunuz, iç çamaşırı hangi kumaş. Bu listeyi sadeleştirmek, çoğu kronik kaşıntının tedavisinin ilk ve en etkili basamağıdır. Şüphe sürerse deri hastalıkları uzmanıyla birlikte yama (patch) testi yapılabilir.
Liken Skleroz, Egzama ve Sedef: Derinin Kendi Hastalıkları
Kaşıntı aylardır sürüyorsa, akıntı normalse ve ürünleri sadeleştirmek yetmiyorsa, sıradaki düşünce derinin kendi hastalıklarıdır. Bu grubu önemli kılan şey, çoğunun doğru tanı ile belirgin biçimde kontrol altına alınabilmesi, ama tanı gecikirse kalıcı değişiklik bırakabilmesidir.
Liken skleroz
Kronik, iltihabi ve iz bırakabilen bir deri hastalığıdır. En tipik görüntüsü, vulvada porselen beyazı, parlak ve incelmiş alanlardır; bu alanlar sıklıkla vulva ve anüs çevresini sararak sekiz şekli oluşturur. Kaşıntı tipik olarak geceleri şiddetlenir ve uykudan uyandırır. İlerleyen dönemde küçük dudaklar erir ve kaybolabilir, klitoris kapüşon altında gömülebilir, vajina girişi daralır, ince çatlaklar nedeniyle ilişki ağrılı hale gelir. Her yaşta görülebilir; en sık menopoz sonrası dönemde, ama ergenlik öncesi kız çocuklarında da karşılaşılır. Liken skleroz uzun vadede vulvada deri kanseri gelişme riskini bir ölçüde artırdığı için, tedavi kadar düzenli takip de gerektirir. Tedavisinin temeli güçlü etkili topikal kortikosteroidlerdir; başlangıç tedavisinden sonra idame düzenine geçilir. Bu, "birkaç gün krem sürüp bırakma" hastalığı değildir.
Liken planus
Liken sklerozdan farklı olarak vajinanın içini de tutabilir. Daha çok kaşıntı değil yanma ve ağrı yapar; parlak kırmızı, yüzeyi sıyrılmış alanlar ve beyaz ağ şeklinde çizgilenmeler görülür. Ağız içinde de benzer lezyonlar bulunabilir. Tedavi edilmezse vajina duvarlarında yapışıklıklara yol açabilir.
Egzama, sedef ve seboreik dermatit
Çocukluğundan beri egzaması olan, astım ya da alerjik nezlesi bulunan bir kadında vulvada egzama görmek şaşırtıcı değildir. Sedef ise keskin sınırlı, parlak kırmızı plaklar yapar; kıvrımlarda tipik kepeklenme silikleşir, bu yüzden kolayca mantarla karıştırılır. Bu nedenle muayenede yalnızca vulvaya bakmakla yetinmem: saçlı deriye, dirsek ve dizlere, tırnaklara, göbek deliğine ve kulak arkasına da bakarım. Oradaki bir bulgu tanıyı tek adımda açıklığa kavuşturabilir.
Öncü lezyonlar ve biyopsinin yeri
Vulvada kalıcı beyaz, kırmızı ya da kahverengi bir leke, kalınlaşmış bir alan, kabuklanan veya iyileşmeyen bir yara varsa, uygun tedaviye rağmen geçmiyorsa, tanıyı netleştiren adım biyopsidir. Lokal anestezi ile yapılan, kısa süren bir işlemdir ve vulvar intraepitelyal neoplazi gibi öncü durumların erken yakalanmasını sağlar. Biyopsi önerildiğinde bunu bir kötü haber olarak değil, belirsizliği bitiren bir adım olarak düşünmenizi isterim.
Menopozda Kaşıntı: Östrojen Düşüşünün Payı
Menopoz sonrası başlayan vulva kaşıntısının en sık nedeni enfeksiyon değil, östrojen düşüşüne bağlı doku değişikliğidir. Buna günümüzde menopozun genitoüriner sendromu deniyor; eskiden vulvovajinal atrofi olarak adlandırılırdı.
Mekanizması şöyle: östrojen azaldıkça vajina ve vulvayı döşeyen doku incelir, elastikiyetini ve nemini kaybeder. Dokudaki glikojen azaldığı için laktobasiller beslenemez, sayıları düşer ve vajinanın asit ortamı bozulur, pH yükselir. Sonuçta kuruluk, batma, yanma, kaşıntı, ilişkide ağrı ve sık idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlık gibi belirtiler ortaya çıkar. Çok ince yüzeysel çatlaklar oluşabilir ve bunlar kaşıntıyı sürdürür. Benzer tablo emzirme döneminde, yumurtalıkların alınmasından sonra ve östrojeni baskılayan bazı tedaviler sırasında da görülebilir. Menopozda hangi şikayetin ne zaman başladığını menopoz belirtileri yazısında sıralamıştım.
Bu dönemde çok önemli bir klinik nokta var: menopoz sonrasında kandida enfeksiyonu, üreme çağına göre belirgin biçimde daha seyrektir. Dolayısıyla 55 yaşında, hormon kullanmayan, şeker hastalığı olmayan bir kadında tekrar tekrar "mantar" tedavisi uygulanıyorsa, tanının yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Bu yaş grubunda akıntısız, ısrarlı kaşıntının iki ana adresi atrofi ve liken sklerozdur.
Yaklaşım, şikayetin ağırlığına ve kişinin genel sağlık durumuna göre belirlenir. Hormon içermeyen nemlendiriciler ve ilişki öncesi kayganlaştırıcılar ilk basamakta yer alır. Yetmediğinde lokal, düşük dozlu vajinal östrojen seçenekleri gündeme gelir; bunlar bölgesel etkili uygulamalardır ve sistemik hormon tedavisinden farklı değerlendirilir. Ayrıca vajinal yolla uygulanan prasteron (DHEA) ve ağızdan alınan ospemifen gibi seçenekler de vardır. Hangisinin uygun olduğu, meme kanseri öyküsü dahil kişisel tıbbi geçmişe göre birlikte karar verilir. Konuyu ayrıntılı ele aldığım yazı: vajinal kuruluk neden olur.
Bir uyarı: bu dönemde ortaya çıkan ve geçmeyen kaşıntıyı "yaşım gereği normal" diye geçiştirmeyin. Vulva kanseri en sık bu yaş grubunda görülür ve ilk belirtisi genellikle uzun süredir devam eden bir kaşıntıdır.
Şeker Hastalığı ve Tekrarlayan Kaşıntı İlişkisi
Tekrarlayan mantar enfeksiyonu ile gelen bir hastada mutlaka sorduğum ve gerekirse test ettiğim konu kan şekeridir. İlişki iki yönlüdür: kontrolsüz şeker hastalığı tekrarlayan kaşıntıya zemin hazırlar, buna karşılık tekrarlayan kandida enfeksiyonu bazı kadınlarda henüz bilinmeyen bir şeker hastalığının ilk işareti olabilir.
Mekanizma anlaşılırdır. Kan şekeri yükseldiğinde idrarla ve dokularla temas eden sıvılarda şeker bulunur; kandida bu ortamda daha rahat çoğalır. Ayrıca yüksek kan şekeri bağışıklık hücrelerinin işleyişini bozar ve deri bariyerini zayıflatır. Sonuç, sık tekrarlayan ve tedaviye zor yanıt veren vulvovajinal kandidiyazdır. Dışta belirgin kızarıklık, ödem ve çatlaklarla giden kandidal vulvit tablosu, özellikle orta yaş üstü kadınlarda beni her zaman şeker taramasına yönlendirir.
Burada ek bir ayrıntı var: şeker hastalığı tedavisinde kullanılan ve idrarla şeker atılımını artıran SGLT2 inhibitörü grubu ilaçlar, genital bölgede mantar enfeksiyonu sıklığını artırır. Bu ilacı yeni başlamış bir kadında ortaya çıkan kaşıntıyı değerlendirirken bunu bilmek, gereksiz arayışı önler. Aynı ilaç grubuyla ilişkili olarak çok seyrek bildirilen, ama bilinmesi gereken bir durum daha vardır: perine bölgesinin hızlı seyirli yumuşak doku enfeksiyonu (Fournier gangreni). Saatler içinde hızla artan şiddetli ağrı, belirgin şişlik, deride renk değişikliği ve ateş varsa bu bir randevu konusu değil, acil servis konusudur; ayrıntısını aşağıdaki uyarı listesinin ilk maddesinde yazdım. İlacı kendi kararınızla bırakmayın; olağan bir kaşıntı şikayetini hem bana hem iç hastalıkları hekiminize bildirmeniz yeterlidir.
Şeker hastalığı kaşıntıyı sadece enfeksiyon üzerinden de yapmaz. Uzun süreli yüksek kan şekeri derinin su tutma kapasitesini azaltır, kuruluk ve genel kaşıntı yaratır; sinir uçlarını etkileyerek karıncalanma ve yanma hissine yol açabilir. Bu durumda tedavi kremde değil, kan şekeri kontrolündedir.
Tekrarlayan kaşıntıda baktığım diğer sistemik başlıklar: bağışıklığı baskılayan hastalıklar ve ilaçlar, uzun süreli antibiyotik kullanımı, tiroid hastalıkları ve demir eksikliği. İnsülin direnci ve ilişkili tablolar da genel deri sağlığını etkileyebilir. Yani ısrarlı bir kaşıntı bazen bölgesel değil, genel bir sağlık sorununun penceresidir.
Gebelikte Kaşıntı ve Mutlaka Bilinmesi Gereken Kolestaz Uyarısı
Gebelikte vajinal akıntı normal olarak artar ve hormonal değişiklik nedeniyle kandida enfeksiyonu daha sık görülür. Bu yüzden gebelikte kaşıntı çoğu zaman beklenen, tedavi edilebilir bir durumdur. Ancak gebelikte iki şey değişir: ilaç seçimi ve akla gelmesi gereken tanı listesi.
İlaç tarafında temel kural şudur: gebelikte kandida tedavisi vajinal yolla uygulanan azollerle yapılır; ağızdan alınan azol tedavileri gebeliğin hiçbir döneminde tercih edilmez. Bu nedenle gebelikte kaşıntı için eczaneden kendi başınıza ilaç almanızı önermiyorum; aynı rafta duran iki ürün gebelikte çok farklı değerlendirilir. Bakteriyel vajinoz gebelikte erken doğum riski açısından değerlendirilen bir tablodur ve belirti varsa tedavi edilir.
Yaygın kaşıntı ve gebelik kolestazı
Şimdi en kritik noktaya geliyorum. Eğer kaşıntı vulvada değil, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında başlıyorsa, gövdeye ve tüm vücuda yayılıyorsa, geceleri belirgin biçimde artıyorsa ve deride görünür bir döküntü yoksa, bu bir mantar enfeksiyonu değildir. Genellikle gebeliğin son üçte birinde ortaya çıkan bu tablo, gebelik kolestazı (intrahepatik kolestaz) olabilir. Safra asitlerinin kanda birikmesiyle oluşur; anne için en belirgin şikayet kaşıntıdır, ancak bebek açısından takip gerektiren bir durumdur. Tanısı kan tetkikleriyle, karaciğer enzimleri ve safra asidi düzeyi bakılarak konur. Böyle bir kaşıntıyı geciktirmeden bildirin.
- Döküntüsüz, yaygın, geceleri artan kaşıntı; özellikle avuç içi ve ayak tabanında.
- Gözlerin veya cildin sararması, idrar renginin koyulaşması, dışkı renginin açılması.
- İştahsızlık, bulantı, sağ üst karında rahatsızlık.
- Kaşıntıyla birlikte bebek hareketlerinde azalma hissi.
Gebelikte kaşıntı yapan, kolestaz dışında başka tablolar da vardır: gebeliğin polimorfik erüpsiyonu (çoğunlukla karındaki çatlaklar üzerinde başlayan kaşıntılı kabarıklıklar), gebelik pemfigoidi, atopik gebelik erüpsiyonu ve basitçe karın derisinin gerilmesine bağlı kuruluk. Bunların ayrımı muayene ile yapılır; döküntünün nerede başladığı ve göbek çevresinin tutulup tutulmadığı önemli ipuçlarıdır.
Evde Ne Yapılmalı, Neyden Kesinlikle Uzak Durulmalı
Kaşıntının önemli bir bölümü, bölgeye yapılan müdahaleyi azaltmakla rahatlar. Bunu hastalarıma şöyle anlatıyorum: vulva bakım isteyen bir organ değil, rahat bırakılmak isteyen bir organdır. Vajina kendi kendini temizler; dışarıdan yıkanması gereken bir boşluk değildir.
Yapılması yararlı olanlar
- Günde bir kez, ılık suyla ya da parfümsüz, sabun içermeyen yıkama ürünüyle sadece dış bölgeyi yıkamak; sonra ovalamadan, bastırarak kurutmak.
- Nemlendirici ve koruyucu bariyer görevi gören parfümsüz bir yumuşatıcıyı (emolyan) sabun yerine ve gün içinde kullanmak.
- Pamuklu, bol iç çamaşırı; geceleri iç çamaşırsız uyumak; dar pantolon ve taytı azaltmak.
- Çamaşırları parfümsüz deterjanla, fazladan durulama programıyla yıkamak; iç çamaşırına yumuşatıcı kullanmamak.
- Gece dayanılmaz kaşıntıda buzdolabında bekletilmiş nemlendirici ya da temiz bir bezle soğuk kompres uygulamak; tırnakları kısa kesmek.
- Islak mayo ve spor kıyafetini hemen değiştirmek; gerekmedikçe ped veya günlük ped takmamak.
Yapılmaması gerekenler
- Vajinal duş yapmak; vajina içine karbonat, sirke, limon, yoğurt ya da sarımsak uygulamak.
- Parfümlü sabun, duş jeli, köpük banyosu, intim deodorant, parfümlü ped ve ıslak mendil kullanmak.
- Günde birkaç kezden fazla sabunla yıkanmak.
- Tanı konmadan, art arda antifungal krem kullanmak; başkasına yazılmış ya da evde kalan ilacı kullanmak.
- Lokal anestezik (uyuşturucu) içeren kaşıntı kremleri ve bitkisel yağlar, özellikle çay ağacı yağı sürmek.
- Kaşımak ve agresif epilasyon yapmak.
Bu maddelerin arkasındaki gerekçeleri yukarıdaki temas dermatiti bölümünde tek tek anlattım; burada amacım listeyi akılda kalacak kadar kısa tutmak.
Zamanlama konusunda net bir ölçüt verelim: bu sadeleştirmeyi uyguladıktan sonra iki hafta içinde belirgin bir iyileşme yoksa, şikayet tekrarlıyorsa ya da kaşıntı uykunuzu bozuyorsa, bir sonraki adım evde denenecek yeni bir ürün değil muayenedir. Aşağıdaki bölümde sıraladığım uyarı bulgularından biri varsa iki haftayı doldurmayı beklemeyin; o listenin ilk maddesi ise aynı gün acil servise başvurmayı gerektirir.
Tedavi Nasıl Planlanır? İlaç Sınıfları ve Karar Mantığı
Burada tek bir cümleyi altını çizerek yazmak istiyorum: her kaşıntıya iyi gelen tek bir krem yoktur. Tedavi tanıyı izler. Aşağıda ilaçların ne işe yaradığını sınıf olarak anlatıyorum; doz, süre ve uygunluk kararı muayene sonrası kişiye özel verilir, bu yazıdan alınamaz.
Kandida enfeksiyonunda azol grubu antifungaller kullanılır. Vajinal yolla uygulanan ovül, tablet ve kremler ile ağızdan alınan triazol seçenekleri vardır; ikisi arasındaki seçim çoğu zaman tercih, gebelik durumu ve eşlik eden hastalıklara göre yapılır. Tekrarlayan olgularda yaklaşım değişir: önce yoğun bir başlangıç tedavisi, ardından aylar süren bir idame düzeni planlanır ve zemin hazırlayan nedenler araştırılır. Gebelikte yalnızca vajinal uygulamalar tercih edilir.
Bakteriyel vajinozda nitroimidazol grubu (metronidazol gibi) ağızdan ya da vajinal jel şeklinde, alternatif olarak vajinal klindamisin kremi kullanılır. Rutin olarak erkek partnerin tedavi edilmesi önerilmez. Tekrarlama bu tabloda sık görülür; bu yüzden yukarıdaki "Evde Ne Yapılmalı" bölümünde sıraladığım tetikleyicilerin bırakılması tedavinin ayrılmaz parçasıdır.
Trikomonasta ağızdan nitroimidazol grubu tedavi uygulanır ve partnerin aynı dönemde tedavi edilmesi zorunludur; tedavi tamamlanana kadar cinsel ilişkiden kaçınılması ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların taranması gerekir. Sadece kadının tedavi edilmesi, kısa süre içinde yeniden bulaşmayla sonuçlanır.
Temas dermatitinde tedavinin birinci basamağı tahriş edeni ortadan kaldırmaktır; buna nemlendirici bariyer ve iltihabı söndürmek için kısa süreli topikal kortikosteroid eklenir. Kortikosteroidin gücü, tutulan bölgeye ve tablonun ağırlığına göre seçilir; vulvada güçlü bir steroidin kontrolsüz ve uzun süreli kullanılması deride incelme yapabileceği için hekim gözetimi önemlidir. Liken sklerozda ise durum farklıdır: burada güçlü etkili topikal kortikosteroid tedavinin temelidir, başlangıç tedavisinden sonra idameye geçilir ve hastalık uzun süreli takip gerektirir; gerektiğinde kalsinörin inhibitörleri alternatif olarak kullanılır. Atrofide nemlendiriciler, kayganlaştırıcılar ve lokal östrojen seçenekleri devreye girer. Kıl kurdunda ağızdan tek bir antiparazitik tedavi yeterli olur; aile içinde yaşayan herkesin aynı dönemde tedavi edilmesi ve çamaşır-nevresim hijyeni önerilir.
Uykuyu bozan kaşıntıda, altta yatan nedenin tedavisine ek olarak geceleri uyku verici etkisi olan antihistaminikler kaşıma döngüsünü kırmak için kullanılabilir. Son bir not: bu yazıda bilinçli olarak hiçbir ticari ilaç adı vermiyorum. Doğru ilacı, doğru dozda ve doğru süreyle seçmek muayene ve gerekiyorsa laboratuvar sonucuyla olur.
Hangi Kaşıntı Mutlaka Muayene Gerektirir?
Kaşıntının çoğu iyi huyludur, ama bazı bulgular "bekleyelim görelim" yaklaşımına uygun değildir. Aşağıdaki durumlardan biri varsa, iki haftayı doldurmayı beklemeden randevu almanızı isterim. Listenin ilk maddesi ise randevu konusu değildir; aynı gün acil servise başvurmayı gerektirir.
- Acil: saatler içinde hızla artan şiddetli ağrı, belirgin şişlik, deride morarma veya siyahlaşma ve ateş. Randevu beklemeden acil servise başvurun; nadir ama cerrahi aciliyeti olan bir yumuşak doku enfeksiyonu olabilir. Özellikle şeker hastalığı olanlarda ve SGLT2 inhibitörü kullananlarda akılda tutulur.
- İyileşmeyen bir leke veya yara: haftalar içinde gerilemeyen, kabuklanıp tekrar açılan her lezyon.
- Renk değişikliği: porselen beyazı, kalıcı kırmızı ya da kahverengi-siyah pigmentli bir alan.
- Kalınlaşma veya sertleşme: parmakla dokunulduğunda çevresinden farklı, kabalaşmış bir doku.
- Şişlik, kitle ya da siğil benzeri büyüyen oluşum.
- Yapı değişikliği: küçük dudakların silinmesi, yapışma, vajina girişinin daralması, klitorisin gömülmesi.
- Kanama: ilişki sonrası, adet dışı ya da menopoz sonrası herhangi bir kanama.
- Uygun bir tedaviyi tamamladığınız halde geçmeyen veya hemen tekrarlayan kaşıntı.
- Kaşıntıya ateş, kasık bölgesinde ağrı ve kötü kokulu akıntı eklenmesi.
- Uykudan uyandıran, günlük yaşamı ve cinsel yaşamı bozan kaşıntı.
- Ergenlik öncesi bir kız çocuğunda veya menopoz sonrası bir kadında ortaya çıkan ısrarlı kaşıntı.
- Yeni partner, korunmasız ilişki ya da olası bulaş sonrası başlayan kaşıntı ve akıntı.
- Gebelikte yaygın, döküntüsüz ve geceleri artan kaşıntı.
- Bağışıklığı baskılayan bir hastalığı ya da tedavisi olanlarda her yeni kaşıntı.
Bu listeyi korkutmak için değil, gecikmeyi önlemek için yazıyorum. Vulva kanseri sık bir hastalık değildir; ancak tanı konan kadınların önemli bir bölümünde aylardır, bazen yıllardır süren bir kaşıntı öyküsü vardır ve bu süre çoğunlukla "mantar sanıldığı için" geçmiştir. Vulvadan alınan biyopsi, lokal anestezi ile yapılan, dakikalar süren bir işlemdir.
Bir yanlış anlamayı da düzeltmek isterim: smear testi rahim ağzına yöneliktir, vulvayı değerlendirmez. Smear sonucunuzun normal olması, dıştaki bir lezyonun değerlendirilmiş olduğu anlamına gelmez. Dışta bir şey fark ettiyseniz, bunu söylemeniz gerekir; çünkü o alana özel olarak bakılması gerekir.
Muayenede Neler Yapılır, Nasıl Hazırlanmalı?
Bu şikayetle muayeneye gelmeyi erteleyen çok hasta görüyorum; genellikle utanma ya da "ağrılı bir işlem yapılacak" endişesi nedeniyle. Oysa vulva kaşıntısı değerlendirmesinin büyük bölümü konuşmak ve bakmaktır; testler basittir.
Öncelikle öykü alırım: kaşıntı ne zaman başladı, tam olarak nerede, gece mi gündüz mü artıyor, adet döngüsüyle ilişkisi var mı, akıntı ve koku eşlik ediyor mu, hangi ürünleri kullanıyorsunuz, daha önce hangi tedavileri aldınız ve ne kadar işe yaradı, menopoz durumunuz nedir, şeker hastalığı ya da egzama gibi bir hastalığınız var mı, partnerinizde şikayet var mı. Bu soruların cevapları çoğu zaman tanının yarısıdır.
Ardından iyi bir ışık altında vulva muayenesi yapılır; gerekirse büyüteçle bakılır. Gerektiğinde spekulum ile vajina ve rahim ağzı değerlendirilir. Eklenebilecek basit tetkikler şunlardır: vajinal pH ölçümü, alınan örneğin mikroskopta incelenmesi, tekrarlayan olgularda mantar kültürü, şüphe varsa trikomonas, klamidya ve gonore için moleküler testler, tekrarlayan kandidada açlık kan şekeri ve HbA1c, gerekirse demir düzeyi. Ergenlik öncesi bir kız çocuğunda gece kaşıntısı varsa kıl kurdu için basit bir değerlendirme eklenir. Tanı belirsizse ya da tedaviye yanıt yoksa vulva biyopsisi ve alerjiden şüpheleniliyorsa yama testi planlanır.
Randevu öncesi küçük hazırlıklar
- Mümkünse muayeneden 2-3 gün önce bölgeye krem, ovül ya da herhangi bir ürün uygulamayın; bu, görüntüyü ve test sonuçlarını değiştirir.
- Muayeneden önce vajinal duş yapmayın ve sabunla içeriden yıkamayın.
- Kullandığınız tüm ürünlerin (sabun, nemlendirici, ped, deterjan, yumuşatıcı) adlarını yazıp getirin ya da fotoğraflayın.
- Şikayet dönem dönem geliyorsa, belirgin olduğu günlerde çektiğiniz fotoğraflar işe yarar; muayene günü lezyon sönmüş olabilir.
- Önceki tedavilerin listesini ve varsa laboratuvar sonuçlarınızı yanınızda getirin.
Son olarak şunu hatırlatmak isterim: kaşıntı sizin kaderiniz değil ve utanılacak bir şikayet de değil. Nedeni doğru konduğunda büyük bölümü belirgin biçimde rahatlar; bir kısmı ise uzun süreli takip ile kontrol altında tutulur. Kadın sağlığına dair diğer konu başlıklarını kadın sağlığı bölümünde bulabilirsiniz. Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; kişisel tanı ve tedavi için muayene gerekir.
Kaynaklar
Bu yazı hazırlanırken aşağıdaki güncel ve bağımsız sağlık kaynaklarından yararlanılmıştır.
- NHS. Thrush in men and women
- NHS. Lichen sclerosus
- MedlinePlus. Vaginitis / Vulvovaginitis
- ACOG. Vulvovaginal Health

