Hamilelikte kanama olabilir ve özellikle ilk üç ayda sıktır; ilk üç ayda gebeliklerin yaklaşık %15-25'inde (her dört kadından birine varan oranda) görülür ve bu gebeliklerin çoğu sorunsuz devam eder. Kanamanın nedeni gebelik haftasına göre değişir: ilk aylarda rahim ağzı hassasiyeti, yerleşme bölgesine ait kanamalar, düşük tehdidi ve dış gebelik; son aylarda plasenta previa ve dekolman ön plandadır. Yoğun kanama, pıhtı ya da doku parçası gelmesi, şiddetli veya tek taraflı ağrı, baş dönmesi, ateş, su kesesinin açılması, bebek hareketlerinde azalma ve 24. haftadan sonra görülen her kanama vakit kaybetmeden başvuru gerektirir.
Gebelikte vajinal kanama, kadın doğum polikliniğine en sık yapılan başvuru nedenlerinden biridir. İlk üç ayda gebeliklerin yaklaşık %15-25'inde (her dört kadından birine varan oranda) bir miktar kanama ya da lekelenme görülür ve bu gebeliklerin büyük bölümü sorunsuz devam eder. Yani kanama, tek başına gebeliğin kaybedildiği anlamına gelmez. Buna karşılık gebelikteki hiçbir kanama da üzerinde durulmaması gereken bir bulgu değildir; çünkü aynı belirti çok hafif bir nedenden kaynaklanabileceği gibi, acil müdahale gerektiren bir durumun ilk işareti de olabilir. Doğru soru kanama olur mu değil, bu kanamanın bugün değerlendirilmesi gerekiyor mu sorusudur.
Bu rehberde hamilelikte kanamanın nedenlerini gebelik haftasına göre ayrı ayrı ele alıyoruz, çünkü ilk ayda, ikinci ve üçüncü ayda, ikinci trimesterde ve son aylarda aynı belirtinin anlamı birbirinden farklıdır. Lekelenme ile gerçek kanamayı nasıl ayırt edeceğinizi, kanın renginin ve miktarının ne anlattığını, ilişki sonrası kanamanın neden olduğunu, hangi bulguların vakit kaybetmeden başvuru gerektirdiğini, Rh negatif kan grubunun neden ayrı bir başlık olduğunu ve muayenede hangi değerlendirmelerin yapıldığını açıklayacağız.
Hamilelikte Kanama Olur mu, Normal mi?
Evet, hamilelikte kanama olabilir ve özellikle ilk üç ayda sık görülür. İlk üç ayda gebeliklerin yaklaşık %15-25'inde (her dört kadından birine varan oranda) lekelenme ya da kanama yaşanır. Bu gebeliklerin önemli bir bölümünde süreç hiçbir sorun olmadan devam eder. Dolayısıyla kanamayı gördüğünüz anda gebeliğinizi kaybettiğinizi düşünmeniz için bir neden yoktur.
Ancak burada önemli bir ayrım var: sık görülmek ile normal olmak aynı şey değildir. Gebelikte adet kanaması olmaz. Döllenme ve yerleşme gerçekleştikten sonra hormonal düzen değişir ve dönemsel adet kanaması durur. Bu nedenle gebelikte görülen her kanamanın adetten farklı bir sebebi vardır. O sebep çoğu zaman önemsizdir, bazen de acildir; hangisi olduğunu belirleyen şey kanamanın miktarı, rengi, gebelik haftası ve yanındaki diğer belirtilerdir.
Gebeliğin ilk haftalarında beklenen adet tarihine yakın görülen az miktarda lekelenme, kimi zaman hafif bir adet kanaması sanılır. Bazı kadınların gebe olduğunu fark etmesi bu yüzden gecikir. Bu tablo gerçek bir adet değildir; gebeliğin erken dönemine ait bir kanamadır ve genellikle bir iki gün içinde kendiliğinden geriler.
Pratik yaklaşım şudur: gebelikte görülen her kanama, miktarı ne kadar az olursa olsun, takibinizi yapan hekime bildirilmelidir. Kanama kendiliğinden durduysa bile bildirmek gerekir. Bildirmekle acile gitmek ise aynı şey değildir; bu yazının ilerleyen bölümlerinde hangi durumun hangisini gerektirdiğini ayırt etmeyi anlatıyoruz. Kan grubu Rh negatif olan anne adaylarında bildirimin aynı gün yapılması gerekir; bunun nedenini tedavi bölümünde ayrıntılı açıklıyoruz.
Bildirdiğinizde hekiminizin yaptığı şey karmaşık değildir: kaçıncı haftada olduğunuzu, kanamanın miktarını ve yanındaki belirtileri değerlendirir, gerekiyorsa aynı gün ultrason planlar, kan grubunuzu ve varsa önceki kanamalarınızı kayda geçirir. Bu kayıt, ilerleyen haftalarda yeniden kanama olursa karar sürecini hızlandırır. Bu nedenle "geçti, boşuna rahatsız etmeyeyim" düşüncesi pratikte işe yaramaz; bir cümlelik bilgi bile dosyanızda değerlidir.
Hamilelikte Kanama Neden Olur? Başlıca Nedenler
Kanamanın nedeni, gebeliğin hangi döneminde olduğunuza göre büyük ölçüde değişir. Gebeliğin ilk yarısında nedenler çoğunlukla rahim ağzı, yerleşme bölgesi ve gebeliğin kendi seyriyle ilgilidir. İkinci yarısında ise plasentanın yerleşimi ve doğum süreciyle ilgili nedenler öne geçer. Bu yüzden hekiminizin ilk sorduğu şey kaçıncı haftada olduğunuz olur.
Gebeliğin ilk yarısında en sık karşılaşılan nedenler şunlardır:
- Yerleşme (implantasyon) bölgesine bağlanan kanama: gebeliğin rahim iç zarına tutunduğu dönemde görülen az miktarda, kısa süreli lekelenme
- Servikal ektopi: gebelikte rahim ağzının kan akımının artması ve temasla kolay kanayabilir hale gelmesi
- Subkoryonik hematom: gebelik zarları ile rahim duvarı arasında küçük bir kan birikimi oluşması
- Düşük tehdidi veya gerçekleşen gebelik kaybı
- Dış gebelik: gebeliğin rahim dışında, çoğunlukla tüpte yerleşmesi; acil bir durumdur
- Enfeksiyonlar: vajinal ve rahim ağzı enfeksiyonları dokuyu hassas hale getirip kanamaya yol açabilir
- Rahim ağzı polipleri ve daha önce var olan iyi huylu lezyonlar
- Molar gebelik gibi nadir görülen gebelik gelişim bozuklukları
- Nedeni açıklanamayan kanama: özellikle çok erken gebelikte, tüm değerlendirmeler normal olduğu halde kanamanın kaynağı gösterilemez; bu sık ve çoğu zaman iyi seyirli bir durumdur
Gebeliğin ikinci yarısında tablo değişir. Bu dönemde plasentanın rahim ağzını kapatacak şekilde aşağı yerleşmesi (plasenta previa), plasentanın rahim duvarından kısmen ayrılması (dekolman), gebelik zarlarındaki damarların rahim ağzına yakın seyretmesi (vaza previa), erken doğum eyleminin başlaması, rahim ağzı yetmezliği ve doğum öncesi görülen kanlı mukus akıntısı (nişane) ön plandadır. Bu nedenlerin bir kısmı annenin ve bebeğin durumunu hızla etkileyebildiği için, ilerleyen haftalardaki kanamalara daha düşük bir eşikle yaklaşılır.
Kanamanın gerçekten vajinadan gelip gelmediğini ayırt etmek de değerlendirmenin bir parçasıdır. Gebelikte sık görülen hemoroid ve anal çatlaklara bağlı kanama, idrar yolu enfeksiyonuna bağlı idrarda kan, hatta çok kuru ciltte oluşan küçük çatlaklar hastalar tarafından vajinal kanama olarak algılanabilir. Kanın kaynağını belirlemek, gereksiz endişeyi de gereksiz rahatlamayı da önler.
Lekelenme mi Kanama mı? Renk, Miktar ve Süre Ne Anlatır?
Renk tek başına tanı koydurmaz, ancak kanın ne kadar taze olduğu ve ne hızla geldiği hakkında bilgi verir. Kan vücut içinde bir süre bekledikten sonra kahverengiye döner. Bu nedenle kahverengi akıntı çoğunlukla yavaş seyreden ya da artık durmuş bir kanamayı, parlak kırmızı kan ise halen devam eden aktif bir kanamayı gösterir.
- Pembe akıntı: az miktarda taze kanın normal vajinal akıntıyla karışmasıdır; genellikle hafif bir kanamayı işaret eder
- Kahverengi lekelenme: eski kandır; çoğunlukla gerilemiş bir kanamanın artığıdır
- Parlak kırmızı kanama: yeni ve devam eden kanamadır; miktarı az bile olsa değerlendirilmesi gerekir
- Pıhtılı kanama: kanamanın miktarının fazla olduğunu gösterir ve gecikmeden başvuru gerektirir
- Doku parçası gelmesi: gebelik kaybı açısından önemlidir ve hekiminize gösterilmesi gerekir
- Sulu, pembe renkli bol akıntı: özellikle ikinci ve üçüncü trimesterde su kesesinin açılması olasılığı nedeniyle acil değerlendirilmelidir
Miktarı tarif etmenin en pratik yolu ped kullanımıdır. Gün boyunca pedde yalnızca birkaç leke görülmesi lekelenme olarak adlandırılır. Normal bir adet günü kadar akış olması gerçek kanamadır. Bir saat içinde bir pedi tamamen doldurmak ya da kanamanın saatler içinde artması ise acil bir bulgudur. Kanamanın başlangıç saatini, kaç ped değiştirdiğinizi ve rengini not etmeniz, muayenede en işinize yarayacak bilgi olacaktır. Normal akıntı renkleri ile kanamayı karşılaştırmak isterseniz vajinal akıntı renklerini anlatan rehberimize bakabilirsiniz.
Kanamanın kaç gün süreceği nedenine bağlıdır ve herkes için geçerli bir süre yoktur. Erken gebelikte görülen hafif lekelenme ya da ilişki sonrası görülen kanama genellikle bir iki gün içinde geriler. Subkoryonik hematoma bağlı kahverengi akıntı haftalar boyunca aralıklarla tekrarlayabilir; bu durum başlı başına kötü bir bulgu değildir, ancak takip gerektirir. Giderek artan, bir haftadan uzun süren ya da durup yeniden başlayan her kanama yeniden değerlendirilmelidir.
1 Aylık Hamilelikte Kanama Olur mu?
Evet, olabilir. Bu dönemde görülen az miktardaki lekelenme sık olarak gebeliğin rahim iç zarına yerleşmesine bağlanır; ancak "yerleşme kanaması" kesin bir tanı değil, diğer nedenler dışlandıktan sonra konan bir açıklamadır. Çok erken gebelikte görülen kanamaların büyük bölümünde net bir neden gösterilemez; bunlar nedeni açıklanamayan kanamalar olarak kaydedilir ve çoğu iyi seyirlidir. Gebeliğin ilk ayı, son adetin ilk gününden itibaren yaklaşık ilk beş haftayı kapsar. Yerleşmeye bağlanan lekelenme tipik olarak beklenen adet tarihine yakın görülür, bir iki gün sürer, pembe ya da kahverengidir, ped doldurmaz ve ağrısız seyreder ya da yalnızca hafif bir kramp ile birlikte olur.
Bu tablo gerçek bir adet kanamasıyla karıştırılabilir. Bu nedenle adetiniz gecikmiş ya da beklenenden çok daha hafif geçmişse, hamilelik testinin ne zaman yapılması gerektiğini bilmek önemlidir. Testin pozitif çıkması durumunda kaçıncı haftada olduğunuzu belirlemek için gebelik haftası hesaplama adımı, değerlendirmenin doğru planlanmasını sağlar.
Bu çok erken dönemde ultrason bulguları henüz net olmayabilir. Gebelik kesesi genellikle beşinci hafta civarında görülmeye başlar; daha önce yapılan bir ultrasonda hiçbir şey görülmemesi tek başına kötü bir haber değildir. Bu durumda kanda beta hCG düzeyinin 48 saat arayla iki kez ölçülmesi, gebeliğin beklenen hızda ilerleyip ilerlemediği konusunda yol gösterir. Değerlendirme bazen tek seferde tamamlanmaz ve birkaç gün sonra tekrar edilmesi gerekir; bu bir eksiklik değil, doğru yaklaşımdır.
İlk ayda kanamanın en kritik nedenini dışlamak gerekir: rahim dışı yerleşimli gebelik. Kanamaya tek taraflı ve şiddetli kasık ağrısı, omuz ucuna vuran ağrı, baş dönmesi ya da bayılma hissi eşlik ediyorsa bu acil bir durumdur ve beklenmemelidir. Kan grubu Rh negatif olan anne adaylarında ise gebeliğin hangi haftasında olursa olsun görülen her kanama aynı gün bildirilmelidir; koruyucu tedavi (anti-D) gerekip gerekmediği değerlendirilir ve gerekliyse olaydan sonraki 72 saat içinde uygulanır.
2 Aylık Hamilelikte Kanama Neden Olur?
İkinci ayda, yani yaklaşık beşinci ile sekizinci haftalar arasında en sık nedenler düşük tehdidi, subkoryonik hematom ve rahim ağzı kaynaklı kanamalardır; mutlaka dışlanması gereken neden ise dış gebeliktir. Bu dönem, gebelik kayıplarının en yoğun görüldüğü ve aynı zamanda dış gebeliğin belirti verdiği haftalardır. Bu nedenle ikinci ayda görülen kanama, miktarı az olsa bile değerlendirilmelidir.
Düşük tehdidi, kanamanın olduğu ancak rahim ağzının kapalı ve ultrasonda bebeğin kalp atımının izlendiği tablodur. Bu durumda yaklaşım izlemdir; kanama çoğu zaman geriler ve gebelik devam eder. Belirtilerin nasıl ayırt edildiğini düşük belirtileri yazımızda ayrıntılı olarak anlattık. Kanamaya şiddetli kramp tarzı ağrı, pıhtı ve doku parçası gelmesi eklenmesi ise süreci farklı değerlendirmeyi gerektirir.
Subkoryonik hematom, gebelik zarları ile rahim duvarı arasında küçük bir kan birikimi oluşmasıdır. Bu kan zamanla dışarı atıldığı için aralıklarla kahverengi akıntı şeklinde kendini gösterir ve haftalar sürebilir. Çoğu küçük hematom kendiliğinden geriler; takip ultrasonla yapılır.
Bu haftalarda dışlanması gereken en kritik durum dış gebeliktir. Rahim dışı yerleşimli gebelik tipik olarak altıncı ile sekizinci haftalar arasında belirti verir: tek taraflı ve giderek artan kasık ağrısı, lekelenme tarzında kanama, omuz ağrısı, baş dönmesi, soğuk terleme ve bayılma hissi. Belirtilerin tamamı aynı anda olmayabilir. Nasıl tanınıp tedavi edildiğini dış gebelik hakkındaki yazımızda bulabilirsiniz. Bu bulgularla randevu beklenmez, en yakın acil servise başvurulur.
Daha nadir bir neden molar gebeliktir. Beklenenden şiddetli bulantı ve kusma, koyu kahverengi ya da su gibi kanama ve haftasına göre büyük bir rahim bu olasılığı akla getirir; tanı ultrason ve kan testleriyle konur. Dış gebelik ve molar gebelik, kan grubu Rh negatif olan anne adaylarında koruyucu tedavinin on ikinci haftadan önce de gündeme geldiği durumlar arasındadır; bu nedenle kan grubunuz bu haftalarda da değerlendirmenin parçasıdır.
3 Aylık Hamilelikte Kanama Nedenleri
Üçüncü ayda, yani dokuzuncu ile on üçüncü haftalar arasında kanama görülme sıklığı ilk iki aya göre azalır ve nedenler arasında rahim ağzı kaynaklı kanamalar öne çıkar. Gebelikte artan östrojen etkisiyle rahim ağzındaki damar yapısı zenginleşir ve doku temasla kolay kanar hale gelir. Bu yüzden bu dönemde ilişki sonrası, muayene sonrası ya da kendiliğinden görülen az miktarda kanama sıktır ve genellikle bebeği etkilemez.
Bu haftalarda saptanabilen bir diğer durum, belirti vermeden gerçekleşen gebelik kaybıdır. Bu tabloda kanama hiç olmayabilir ya da yalnızca kahverengi lekelenme şeklinde görülür; tanı ultrasonla konur. Gebelik belirtilerinde ani bir azalma, bulantı ve göğüs hassasiyetinin kesilmesi gibi değişiklikler de bildirilmesi gereken bulgulardır.
Bu dönem aynı zamanda ilk ayrıntılı ultrason ve tarama testlerinin yapıldığı haftalardır. Koryon villus örneği gibi girişimsel tanı işlemlerinden sonra bir iki gün süren hafif lekelenme beklenen bir durumdur; ancak işlem sonrası artan kanama, ağrı ya da ateş bildirilmelidir. Enfeksiyonlar da bu dönemde kanamaya yol açabileceği için, kanamaya kötü kokulu akıntı, yanma veya kaşıntı eşlik ediyorsa değerlendirme buna göre yapılır.
Önemli bir pratik ayrıntı: kan grubu Rh negatif olan ve daha önce duyarlanmamış her anne adayında, gebeliğin hangi haftasında olursa olsun görülen her kanama aynı gün bildirilmelidir. Koruyucu tedavi (anti-D) gerekip gerekmediği değerlendirilir ve gerekliyse olaydan sonraki 72 saat içinde uygulanır. Bu değerlendirme kanamanın miktarı az olsa bile atlanmamalıdır, çünkü sonraki gebelikleri etkileyebilecek bir konudur. Eşinizin kan grubu bu kararın ölçütü değildir; hekiminizin değerlendirmesine girebilecek bir ayrıntı olmakla birlikte çoğu zaman bilinmediği ya da doğrulanamadığı için karar sizin kan grubunuza ve gebelik öykünüze göre verilir.
İkinci Trimester: 4, 5 ve 6 Aylık Hamilelikte Kanama
İkinci trimesterde kanama ilk üç aya göre daha az görülür ve nedenleri arasında plasentanın yerleşimi ile rahim ağzına ait sorunlar öne çıkar. On dördüncü ile yirmi yedinci haftalar arasındaki kanama, ilk trimesterdeki lekelenmeyle aynı şekilde ele alınmaz; çoğu durumda aynı gün değerlendirme önerilir.
Bu dönemde plasentanın aşağı yerleşimi ya da rahim ağzını kapatacak şekilde konumlanması, genellikle on sekizinci ile yirmi ikinci haftalar arasında yapılan ayrıntılı ultrasonda fark edilir. Bu tabloya bağlı kanama tipik olarak ağrısızdır ve aniden başlar. Plasentanın yerleşimi ilerleyen haftalarda değişebileceği için tanı kesinleşmeden önce takip edilir.
Rahim ağzı yetmezliği, rahim ağzının ağrı ve kasılma olmaksızın açılmaya başlamasıdır. Belirtileri silik olabilir: leğen bölgesinde basınç hissi, kasık ve belde donuk bir ağrı, akıntının artması ve pembe renkli lekelenme. Daha önce ikinci trimesterde gebelik kaybı ya da erken doğum öyküsü olanlarda rahim ağzı uzunluğunun ultrasonla ölçülmesi değerlendirmenin parçasıdır.
Plasentanın rahim duvarından kısmen ayrılması bu dönemde de görülebilir ve genellikle ağrı ile birlikte olur. Rahim içi enfeksiyon, erken doğum eyleminin başlaması, rahim ağzı polipleri ve muayene sonrası temas kanamaları diğer nedenler arasındadır.
Yirmi dördüncü gebelik haftasından sonra görülen her kanamanın, miktarı ne olursa olsun bir doğum ünitesinde değerlendirilmesi gerekir. Yirmi dördüncü haftadan sonra bebeğin kalp atımı NST ile kayıt edilerek izlenebilir; kayıt genellikle yirmi altıncı haftadan itibaren daha güvenilir yorumlanır. Böylece değerlendirme yalnızca anneyi değil bebeği de kapsar. Bu nedenle bu dönemde evde bekleyerek kanamanın geçip geçmediğini izlemek doğru bir yaklaşım değildir.
Üçüncü Trimester: 7, 8 ve 9 Aylık Hamilelikte Kanama
Son üç ayda görülen kanama, aksi gösterilene kadar acil kabul edilir. Yirmi sekizinci haftadan sonra, yani yedinci, sekizinci ve dokuzuncu ayda görülen kanamada bir miktar kan bile doğum ünitesine başvurmak için yeterli bir nedendir. Yedinci ay bu dönemin başlangıcıdır (yaklaşık yirmi sekizinci ile otuz birinci haftalar); 7 aylık hamilelikte görülen kanama da son iki aydaki kanama gibi ele alınır, "henüz erken" diye beklenmez. Bu dönemde kanamanın nedenini ayırt etmede kanamanın ağrılı olup olmadığı belirleyici bir ipucudur.
- Plasenta previa: ağrısız, parlak kırmızı, aniden başlayan kanama; rahim yumuşaktır
- Plasenta dekolmanı: ağrı ile birlikte, çoğunlukla koyu renkli kanama; rahim sertleşir ve hassastır, ağrı dinmez. Görünür kanama olmadan da gelişebilir
- Vaza previa: su kesesinin açılmasıyla birlikte başlayan kanama ve bebeğin kalp atımında bozulma; nadirdir, acildir
- Erken doğum eylemi: düzenli kasılmalar, bel ve kasıkta basınç, kanlı mukuslu akıntı
- Nişane: otuz yedinci haftadan sonra görülen pembe ya da kanla karışık mukus; doğumun yaklaştığının işareti olabilir, yine de bildirilmelidir
Plasenta dekolmanının risk faktörlerini bilmek önemlidir: yüksek tansiyon ve gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği tabloları, önceki gebelikte benzer bir öykü, karına alınan darbe ya da düşme, sigara kullanımı ve ani su kaybı. Karına darbe alan her anne adayının, kanama olmasa bile değerlendirilmesi gerekir; çünkü ayrılma görünür kanama olmadan ilerleyebilir.
Üçüncü trimester kanamasında önemli bir kural vardır: plasentanın yerleşimi bilinmiyorsa parmakla vajinal muayene yapılmaz. İlk adım ultrason ile plasentanın yerinin belirlenmesidir. Bu nedenle bu dönemde kanama ile başvurduğunuzda önce ultrason yapılmasını beklemek yanlış değil, doğru olandır.
Kanamaya bebeğin hareketlerinde azalma ya da hiç hareket hissetmeme eşlik ediyorsa bu durum ayrı ve bağımsız bir acil bulgudur. Hareketlerin azalmasını saatler boyunca beklemek yerine aynı saat içinde başvurulmalıdır.
Hamilelikte İlişki Sonrası Kanama Neden Olur?
En sık neden, gebelikte rahim ağzının kan akımının artması ve dokunun temasla kolay kanayabilir hale gelmesidir. Bu duruma servikal ektopi denir. Gebelikte artan östrojen etkisiyle rahim ağzı kanalının daha hassas olan iç yüzeyi dışa doğru yer değiştirir. Bu doku damardan zengindir ve hafif bir temasla bile kanayabilir. Bu nedenle kanama yalnızca ilişki sonrasında değil, jinekolojik muayene ya da smear alınması sonrasında da görülebilir.
Bu tipteki kanama tipik olarak ilişkiden sonraki birkaç saat içinde başlar, az miktardadır, pembe ya da parlak kırmızı renktedir, ağrısızdır ve bir iki gün içinde kendiliğinden geriler. Rahim ağzından kaynaklanan bir kanama bebeğe zarar vermez ve gebeliğin seyrini değiştirmez.
Burada açıkça söylenmesi gereken bir nokta var: sorunsuz seyreden bir gebelikte cinsel ilişki gebelik kaybına ya da erken doğuma yol açmaz. Bu konudaki endişe ve suçluluk duygusu çok yaygındır, ancak tıbbi bir dayanağı yoktur. Buna karşılık bazı durumlarda, değerlendirme tamamlanana kadar ilişkiden kaçınılması önerilir.
Hangi durumlarda ilişki önerilmez?
Plasentanın aşağı yerleşimi ya da plasenta previa saptanmışsa, nedeni aydınlatılmamış bir kanama varsa, su kesesi açılmışsa, erken doğum tehdidi ya da rahim ağzı yetmezliği tanısı konmuşsa, rahim ağzına dikiş uygulanmışsa ve aktif bir enfeksiyon varsa ilişki önerilmez. Bu durumların hepsi takibinizi yapan hekim tarafından değerlendirilir.
İlk kez olan her ilişki sonrası kanamanın bildirilmesi ve kaynağın spekulum muayenesiyle görülmesi gerekir. Çünkü aynı belirti rahim ağzı polibi, enfeksiyon ya da rahim ağzında değerlendirilmesi gereken bir lezyondan da kaynaklanabilir. Gebelikten önce rahim ağzı taraması yapılmamışsa bu değerlendirme ayrıca önem kazanır. Tekrarlayan ve her seferinde az miktarda olan temas kanamaları, kaynak netleştikten sonra genellikle izlemle takip edilir.
Hangi Durumlar Acil? Vakit Kaybetmeden Başvurun
Aşağıdaki bulgulardan herhangi biri varsa randevu beklemeden en yakın acil servise ya da doğum ünitesine başvurmanız gerekir. Bu liste, kanamanın kendisinden çok ona eşlik eden belirtilere dayanır; çünkü aciliyeti belirleyen çoğu zaman kanamanın miktarı değil, yanındaki bulgulardır.
- Bir saat içinde bir pedi dolduracak kadar yoğun ya da giderek artan kanama
- Pıhtı veya doku parçası gelmesi
- Şiddetli, tek taraflı ya da dinmeyen kasık ve karın ağrısı
- Omuz ucuna vuran ağrı, baş dönmesi, bayılma hissi, soğuk terleme, çarpıntı
- Ateş, titreme ya da kötü kokulu akıntı ile birlikte kanama
- Rahmin sertleşmesi, karnın tahta gibi olması, dinmeyen ağrı
- Düzenli ve sıklaşan kasılmalarla birlikte kanama
- Su kesesinin açılması ya da sulu akıntı ile birlikte kanama
- Yirmi dördüncü haftadan sonra bebek hareketlerinde azalma
- Yirmi dördüncü haftadan sonra herhangi bir miktarda kanama
- Karına darbe, düşme ya da trafik kazası sonrası görülen kanama
- Kan grubu Rh negatif olan anne adaylarında görülen her kanama: bu durum tek başına acil servise koşmayı değil, aynı gün bildirim ve değerlendirme gerektirir; yukarıdaki bulgulardan biri de varsa liste geçerlidir
Baş dönmesi, bayılma hissi, hızlı nabız ve soğuk terleme, dış kanama az olsa bile iç kanama olabileceğini düşündürür. Dış gebeliğin yırtılması ve plasenta dekolmanı bu şekilde seyredebilir. Bu bulgular varsa geçen her dakika önemlidir.
Başvururken birkaç pratik nokta işe yarar. Baş dönmesi, bayılma hissi, soğuk terleme, çarpıntı gibi şok bulguları varsa ya da bir saat içinde bir pedi dolduran kanama varsa kendi aracınızla yola çıkmayın, 112'yi arayın. Daha hafif tablolarda da aracı kendiniz kullanmayın; yanınızda birinin olmasını isteyin. Kan grubunuzu ve gebelik takip kartınızı yanınızda götürün. Dışarı gelen bir doku parçası varsa temiz bir kaba koyup getirin. Son yediğiniz ve içtiğiniz saati hatırlamaya çalışın; cerrahi girişim gerekirse bu bilgi sorulacaktır.
Kanama durduysa bile bir başvuru planlanmalıdır. Kanamanın kesilmesi nedenin ortadan kalktığı anlamına gelmez; özellikle plasenta previa ve rahim ağzı yetmezliği gibi durumlar aralıklarla kanama yapar ve aradaki sessiz dönem yanlış bir güven hissi yaratır. Kanama geçtiyse başvurunun acil olması gerekmez, ancak ertelenmesi de doğru olmaz.
Muayenede Ne Yapılır? Tanı Nasıl Konur?
Değerlendirmenin amacı iki sorunun yanıtını bulmaktır: kanama nereden geliyor ve gebeliğin durumu ne? Bu iki soru yanıtlandığında tedavi kararı da büyük ölçüde netleşir. Süreç öykünüzün alınmasıyla başlar.
Öncelikle kaçıncı haftada olduğunuz, kanamanın ne zaman başladığı, miktarı ve rengi, ağrının olup olmadığı, ilişki ya da travma öyküsü, önceki gebelikleriniz, geçirilmiş sezaryen ve rahim ameliyatları ile kan grubunuz sorulur. Ardından tansiyon ve nabız ölçülür; bu basit ölçümler kan kaybının genel durumunuzu etkileyip etkilemediğini gösterir.
Muayenede önce dış genital bölge ve spekulum ile vajina ve rahim ağzı değerlendirilir. Böylece kanamanın rahim içinden mi yoksa rahim ağzından ya da vajinadan mı geldiği, bir polip veya enfeksiyon bulgusu olup olmadığı görülür. Üçüncü trimesterde plasentanın yerleşimi bilinmiyorsa parmakla vajinal muayene yapılmaz.
Ultrason ve kan testleri
Erken gebelikte transvajinal ultrason ile gebelik kesesinin yeri, embriyonun varlığı, kalp atımı ve zar arkasında kan birikimi olup olmadığı incelenir. İlerleyen haftalarda plasentanın yerleşimi, rahim ağzı uzunluğu, amniyon sıvısı miktarı ve bebeğin durumu değerlendirilir. Kan testlerinde beta hCG düzeyi (erken dönemde 48 saat arayla), tam kan sayımı, kan grubu ve Rh tayini, gerektiğinde pıhtılaşma testleri istenir. Enfeksiyon düşünülürse kültür ve idrar tetkiki eklenir.
Yirmi dördüncü haftadan sonra bebeğin kalp atımı NST ile kayıt edilerek izlenebilir; kayıt genellikle yirmi altıncı haftadan itibaren daha güvenilir yorumlanır. Bu kayıt, görünürde hafif bir kanamada bile bebeğin durumu hakkında değerli bilgi verir. Bazı durumlarda tek bir değerlendirme yeterli olmaz ve 48 saat ya da bir hafta sonra tekrarı gerekir. Düzenli gebelik takibi sırasında kan grubunuzun, plasenta yerleşiminin ve önceki kanamalarınızın kayıtlı olması, acil bir başvuruda karar sürecini belirgin şekilde hızlandırır.
Tedavi ve Takip Nasıl Planlanır? Evde Dikkat Edilecekler
Tedavi kanamanın kendisine değil, altında yatan nedene yöneliktir. Bu nedenle aynı belirti ile başvuran iki anne adayına tamamen farklı yaklaşımlar önerilebilir. Karar; gebelik haftası, kanamanın miktarı, ultrason bulguları, bebeğin durumu ve annenin genel sağlık durumuna göre verilir.
Rahim ağzı kaynaklı hafif temas kanamalarında genellikle tedavi gerekmez, izlem yeterlidir. Subkoryonik hematomda yaklaşım gözlem ve gerektiğinde aktivitenin düzenlenmesidir. Düşük tehdidinde izlem esastır; daha önce gebelik kaybı öyküsü olan bazı kadınlarda progesteron desteği gündeme gelebilir ve bu karar kişiye göre verilir. Enfeksiyon saptanırsa etkene uygun tedavi planlanır.
Dış gebelikte ilaç tedavisi ya da cerrahi girişim seçenekleri, tablonun aciliyetine ve bulgulara göre belirlenir. Plasenta previada hastaneye yatış gerekebilir; doğumun zamanı ve şekli bu tanıya göre planlanır. Plasenta dekolmanı ve vaza previa gibi tablolarda bebeğin ve annenin durumu doğumun hemen gerçekleştirilmesini gerektirebilir. Erken doğum riski varsa bebeğin akciğer gelişimini destekleyen tedaviler ve uygun merkeze yönlendirme süreci devreye girer.
Kesin yatak istirahatinin kanamayı durdurduğu ya da gebelik kaybını önlediği gösterilmemiştir; bu nedenle herkese rutin olarak önerilmez. Bunun yerine duruma göre geçici aktivite kısıtlaması önerilir.
Rh negatif anne adaylarında koruyucu tedavi (anti-D)
Kan grubu Rh negatif olan ve daha önce duyarlanmamış anne adaylarında kural tektir: gebeliğin hangi haftasında olursa olsun görülen her kanama aynı gün bildirilmelidir. Koruyucu tedavi (anti-D immünoglobulin) gerekip gerekmediği değerlendirilir ve gerekliyse olaydan sonraki 72 saat içinde uygulanır. Bu zaman penceresi uygulamanın amacına ulaşması için önemlidir; bu yüzden "ilerleyen haftalarda bakılır" diye beklemek doğru değildir.
Koruyucu tedavi yalnızca ileri haftaların konusu değildir. On ikinci haftadan önce de özellikle dış gebelik, molar gebelik, gebelik kaybının cerrahi ya da ilaçla yönetilmesi ve ağrıyla birlikte olan yoğun veya tekrarlayan kanama durumlarında gereklilik değerlendirilir. Amaç, annenin bağışıklık sisteminin bebeğin kan hücrelerine karşı duyarlanmasını önlemektir; duyarlanma bu gebeliği değil, sonraki gebelikleri etkileyen bir sorundur. Eşinizin kan grubu bu kararın ölçütü değildir, çünkü çoğu zaman bilinmez ya da doğrulanamaz; karar sizin kan grubunuza, duyarlanma durumunuza ve kanamanın niteliğine göre verilir.
Kanama sırasında evde dikkat edilmesi gerekenler
- Ped kullanın, tampon takmayın; kanamanın miktarını böyle takip edebilirsiniz
- Kanamanın başladığı saati, rengini ve değiştirdiğiniz ped sayısını not edin
- Dışarı gelen doku parçasını atmayın, temiz bir kaba koyup hekiminize gösterin
- Vajinal duş yapmayın, vajinal yolla ilaç ya da bitkisel ürün uygulamayın
- Değerlendirme tamamlanana kadar cinsel ilişkiden kaçının
- Ağır kaldırmaktan ve yorucu aktiviteden geçici olarak uzak durun
- Ağrı kesici kullanmadan önce hekiminize sorun; gebelikte her ağrı kesici uygun değildir
- Ateşinizi ölçün, sıvı alımını sürdürün ve belirtilerde değişiklik olursa yeniden başvurun
Son olarak sık karşılaşılan bir yanlış anlamayı düzeltmek gerekir. Çalışmak, yürümek, egzersiz yapmak, merdiven çıkmak, uzağa seyahat etmek, stres yaşamak ya da cinsel ilişkide bulunmak gebelikte kanamanın veya gebelik kaybının nedeni değildir. Kanama yaşayan anne adaylarının çoğunda suçluluk duygusu oluşur; bu duygu anlaşılır olmakla birlikte tıbbi olarak yersizdir. Nedeni araştırmak hekimin işidir, kendinizde kusur aramak gerekmez.
Kaynaklar
Bu yazı hazırlanırken aşağıdaki güncel ve bağımsız sağlık kaynaklarından yararlanılmıştır.
- NHS. Vaginal bleeding in pregnancy
- ACOG. Bleeding During Pregnancy
- NHS. Ectopic pregnancy
- MedlinePlus. Health Problems in Pregnancy

